Sevgili Üniversite adayı gençler,

Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) serüveni geride kaldı. Yıllarca verdiğiniz emeğin ardından üniversite yaşamı yolunda önemli bir dönemeci geride bıraktınız. Şimdi yeni bir serüven başlıyor. Verdiğiniz emeklerin zayi olmaması anlamında oldukça önemli olan ancak sınav kadar önemsenmeyen bir serüven. Öyle ki bu yeni serüven sınav sonucunu anlamlı hale getiren sınav kadar önemli, hatta sınavdan daha da belirleyici diyebileceğimiz bir serüven. Bu serüven tabi ki ektiğinizi biçeceğiniz, döktüğünüz terlerin karşılığıyla somut olarak yüzleşeceğiniz tercih serüveni.

Maarif ailesinin içinde yıllardır öğretmen ve yönetici olarak görev yapan biri olarak her tercih döneminde benzer heyecanlara/manzaralara şahit olurken sonrasında da yapılan tercihlere dair benzer söylemlere tanıklık yapıyorum.

Evet, tercih süreci gerçekten önemli. Sınav kadar önemli. Aslında sonuçları itibariyle sınavı anlamlı hale getirmesi açısından belki de sınavdan daha önemli.

Yıllar sonra karşılaştığım öğrencilerden bazıları, "İyi ki o gün o tercihi yapmışım." derken; bazıları ise "Keşke o gün biraz daha araştırsaymışım." diye iç geçirebiliyor. Bu açıdan her zaman aynı cümleyi altını çizerek dillendiriyorum. “Tercih, sadece bir üniversite seçmek değil; kalan hayatınızı nasıl yaşayacağınıza dair belki de dönüşü olmayacak bir yola girmektir.”

Tercih süreci başladı.

Tercihleri yapmakta acele etmeyin. Birkaç gün düşünün, değerlendirin, araştırın, kendinizi dinleyin. Zira 10 Ağustos tarihine kadar vaktiniz var.

Başkası Olma Kendin Ol…

Genel olarak bir sürü psikolojisi olarak tarif ettiğimiz “insanların geneli ne yapmış” türünden bir zihinle yapılmış tercihleri ve başkalarının tercihlerini odağa alan yaklaşımları son derece yanlış buluyorum.

Başkalarının yaptığı tercihlere ve başkalarının yaklaşımları sonucu oluşan matematiksel sıralamaların etkisinde kalmadan öğrencinin kendi yetisine, hayallerine ve gelecek tasavvuruna uygun tercihler yapması hem kaliteli bir yaşama hem de verimli/keyifli bir mesleki hayat yoluna atılacak en önemli ilk adımlardandır.

Tercih bizimse tercihimizin bizi taşıyacağı hayatı yaşarız. Değilse üzgünüm ama muhtemelen başımıza gelecek şey yaşamımız boyunca keşke ile başlayan cümleler kurmak ve hayatı tüketmek olacaktır.

Onun için her zaman olması gerektiği gibi yaşanmışlıklardan, deneyimlerden, fikirlerden faydalan ancak başkası değil kendin olmaya odaklan.

Tercih Heyecanının Değişmez Paydaşları: Anne Babalar…

Doğduğu andan itibaren çocuğuna dair hep güzellikler isteyen, çocuğunun mutluluğu/başarısı kendisi için de değişmeyen saadet/gurur kaynağı olan hayatı paylaştığımız nadide insanlar vardır hayatımızda. Bunlar şüphesizi Anne ve babalarımızdır. Tercih sürecinde de anne baba duyguları şüphesiz bütün etkisiyle hissedilecektir. Kendi değer yargılarına ve bakış açısına göre çocuğunun en iyi olmasını isteyen anne babalar çoğu zaman çocuklarına neyin iyi geleceğini değerlendiremeyebiliyorlar. Kimi anne babalar çocuğunu hiç uğraştırmayacak, toplumda genel kabul gören ve iş imkanını garanti gördüğü bölümleri tercih etmeye yönlendirirken, kimi anne babalar da gerçekleştiremedikleri hayallerini belki de yarım kalan umutlarını çocukları üzerinden gerçekleştirmek gibi gizil bir bakış açısıyla yönlendirmeler yapabiliyor.

O ya da bu. Anlayışla karşılanabilecek bu iki yaklaşım da tercih sürecinin öznesi olan çocuğu ve geleceğine dair hayallerini ihmal ederse son derece sakıncalı olabilir. Zira bu yaklaşımlar yıllar sonra hayallerini gerçekleştirememiş yeni kitleler üretmekten başka işe yaramaz.

Anne babalara önerim; bu süreçte çocuklarımızın en çok ihtiyaç duyduğu şeyin baskı değil, anlayış olduğunu bilmeleridir. "Şunu yaz, bunu yazma." demektense, "Sen ne istiyorsun?" diye sormak bu zamanlarda çok daha kıymetlidir. Çünkü artık bir yetişkin olan ve her şeyin en iyisini düşünebilen çocuklarımızın mutlu ve başarılı bir meslek hayatının temeli, kendi iradeleriyle verdikleri doğru kararlar olacaktır.

Bu süreçte en büyük hata üniversite adayı gençlerimizin başkalarının hayalini yaşamaya/gerçekleştirmeye yöneltilmesi olacaktır. Gençlere sunulan her fikir şüphesiz onlara duyulan sevginin göstergesidir. Ancak, bizi mutlu edecek yegane şey gerçekten bizi mutlu edecek tercihlerimizdir.

Tercih Yaparken Nelere Dikkat Etmeli…

Toplam 24 tercih hakkı olacak gençlerimizin. Fazla gibi görünse de yüzlerce üniversite ve binlerce bölüm arasında bu 24 tercihin bir anda bittiğini göreceksiniz. O nedenle bilinçli ve adeta bin düşünerek bir tercih yapmamız gerekiyor.

Öncelikle ilk sıradan itibaren yapacağımız her tercih gelecekmiş tercihlerimizi belirleyip yazmaya başlayacağız. “Bu nasıl olsa gelmez yazmış olayım ya da bu bölümü aslında istemiyorum, zaten gelmesi de zor. Puanı iyiymiş geçen sen yazayım bunu da…” türünden anlamsız düşünceleri zihnimizin her kösesinden atmalıyız.

Tercih yaparken geçmiş yılların taban sıralamalarını mutlaka inceleyin. Ancak bunların kesin sonuç olmadığını ve bu sıraların başkalarının sıralamaları/öncelikleri sonucu oluştuğunu unutmayın. Her yıl kontenjanlar ve tercih eğilimleri değişebilir. Bu nedenle listenizi tek ihtimal üzerine değil, farklı senaryoları düşünerek hazırlayın.

Ben bütün üniversite adayı gençlerimize her zaman dengeli bir tercih listesi öneriyorum. Listenin en başında gönlünüzden geçen, gerçekten istediğiniz ama puanı sizin sıralamanızın yükseğinde olan birkaç iddialı tercih yapabilirsiniz. Bu iddialı tercihlerin ardından gelme ihtimali yüksek seçenekleri istek sıranıza göre sıralayın. Ve bu sıralamayı yaparken her tercihin gelebileceğini düşünün ve sıralamayı ona göre yapın. Geçmiş sıralamaya takılarak istemediğiniz bir yeri çok istediğiniz bir yerin üstüne yazmayın bence. Listenin son kısmında ise sizi açıkta bırakmayacak güvenli üniversite ve bölümleri tercih edin mutlaka. Şüphesiz bu tercihler de istediğiniz ve geleceğinizde yer almasını istediğini tercihler olmalı. Güvenli tercih kavramından kastım ne olursa olsun yeter ki gelsin değil, bilakis istediğim ama gelmesi kesin gibi olan tercihlerdir.

Hayalinizdeki bölümü okumak üzere tercih edeceğiniz üniversitenin akademik kadrosu, uygulama imkânları, barınma şartları, sosyal hayatı ve mezuniyet sonrası fırsatları en az bölümün adı kadar önemlidir. Bunları da mutlaka araştırın derim.

Unutmayın…

Hayatın bütün kapıları tek bir tercih listesiyle açılmaz; ama doğru hazırlanmış bir tercih listesi, sizi hayalini kurduğunuz hayata biraz daha yaklaştırabilir. Gideceğiniz üniversite elbette önemlidir. Fakat sizi başarıya taşıyacak asıl güç; merakınız, çalışkanlığınız, ahlakınız ve vazgeçmeyen iradeniz olacaktır.

Önemli olan sadece bir üniversite kazanmak değildir. Önemli olan, sabah giderken huzur duyacağınız, mezun olurken "İyi ki buradaymışım." diyebileceğiniz bir üniversiteye ve yıllar sonra severek yapacağınız bir mesleğe adım atmaktır.

Yazımın sonunda bütün gençlerimize gönüllerine huzur veren, yeteneklerini ortaya çıkaran, kendilerini değerli hissedecekleri üniversiteler ve ömür boyu severek icra edecekleri mesleklerin kapısını aralayacak bölümler diliyorum.

Tercihleriniz bir ömür mutluluğunuza vesile olsun.