Öcalan’la başlayan diyalogun içeriği pek bilinmemekle beraber olumlu hava bıraktığı izlenimi her yönden söyleniyor. Şahsım adına, pratiği görmeden yapılan yorumların sonradan çok değiştiğine tanık olduğumu söylemek istiyorum. En azından AKP hükümeti Öcalan’la diyalog yolunu seçmişe benziyor. Savaşı başlatan hareketin lideri olarak etkinliğinin hükümetçe kabulü önemlidir. Görüşmeler hangi yöne döner, barış ortamı sağlanır mı, bu ve daha pek çok konu için konuşmanın erken olduğunu söyleyebilirim. Tam da bu ortamda, diyalogun kamuoyuna yansıdığı bir durumda üç PKK’li kadının Paris’te öldürülmeleri az buz bir olay değildir. Üstelik öldürülenlerden biri (Sakine Cansız) PKK kurucularından ve Öcalan’ın sevdiği, önem verdiği bir yol arkadaşıdır.
Fransa’nın başkenti Paris’in en işlek caddesinde bulunan bir büroda işlenen bu cinayetlerin çok profesyonelce işlendiği ortadadır. Ajanvari ve temiz bir operasyon olarak nitelenebilecek bu eylemin tasvip edilecek bir yönü yoktur. Avrupa’da uzun bir zamandır Avrupa hukuku doğrultusunda yapılan faaliyetler zaten çok sık ve önemli miktarda denetlenmekteydi. Avrupa devletleri ülkeler arası diplomasi ve hukuk kuralları içerisinde ve daha çok mevcut devletlerden yana tavır koyarak bu tip faaliyetleri izlemekte ve zaman zaman da müdahale etmektedirler. Orada uygulanan kıstasın şiddet içermeme ilkesi olduğunu biliyoruz. Zaten demokrasi de bu değil midir, şiddet unsuru taşıyamayan her düşüncenin ifade edilebilmesi ve örgütlenmesine izin veren sistem olarak kabul görür.
Sakine Cansız ve arkadaşlarını öldürülmesi asla savunulacak bir eylem değildir. İnsan öldürülmesine dayanan yöntemlerin insani ve uygar anlayışlarda yeri yoktur. Fransa’nın boynuna büyük bir sarmal sarılmıştır. Bir kalın boğucu ip gibidir bu olay. Bu cinayetleri aydınlatmak zorundadır Fransa devleti. Yazar ya da gazeteci yorumları ve daha çok manipülasyonlara dayalı iddiaların kesilmesi gerekir. Cinayetlerin büyüğü küçüğü, iyisi kötüsü yoktur. Cinayet cinayettir ve asla kabul edilemez.
Ölümlerin kutsanması anlayışı farklı bir histeridir. Tedavi ile geçmeyen ve hemcinsinin ölümüne sevinen bir anlayışın savunulacak bir durumu olamaz. Bugün devlet bile Öcalan’la diyaloga girmiştir. Onun eski bir arkadaşının ölümü üzerinden başka hesaplara girmek Türkiye’nin, Türklerin ve Kürtlerin menfaatine değildir. Bu ülkede ve dünyada tek bir şiddet olayını tasvip edemem. Ölümler ve öldürmelerle gizli yolların ve karanlıkların önü açılmaktadır. Tüm insanlar şiddetin dışında bir yol seçmek durumundadır. Barışı ve insan haklarını tesisi etmek öncelik olmalıdır. Ölümlerden ve öldürmelerden medet umanların insanlığa ve yaşama katacağı bir değer yoktur düşüncesindeyim. Sakine Cansız ve kadın arkadaşlarının ölüm nedenlerini bulmayı Fransa kadar Türkiye Cumhuriyeti istemelidir. AKP hükümeti bu olaya siyasi bir cinayet olarak bakmalı ve aydınlatılması için peşine düşmelidir. Doğru olan yol budur. Karanlıklarda ve izbe mekânlarda iş yapan karanlık ellerin insanlara ölümlerden başka sunacakları bir şey yoktur. O karanlık ve kirli eller, bir gün en sevdiklerimize bile namluyu çevirebilirler.