Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri ile ilgili ilk haberin ANF’de yurtsever ve süreci destekler nitelikteki haberinin ANF tarafından ayrıntılı ve destekleyici anlayışla verilmesi nedeniyle bir eleştirisel yazı yazmayı düşündüm. Okurlarım beni tanırlar. Yazacağım yazının asla bir tarafı kayırmayacağını ama içimden gelenleri dosdoğru içereceğini bilirler. Genel Yayın Yönetmenimizden fikrini aldığımda Özgür Haber’in ortaklarından birinin de aday olacağını söylemesiyle, yazımın bu gazetede yayınlanmasının farklı niteleneceğini kanaatini belirtti. Ben de bunun üzerine yazımı yazmadım.
Ben kişilerin peşine takılan birisi olmayı asla doğru bulmam. İdealler ve dünya görüşlerinin çeşitli kişisel unvan ve makamlarda kullanılmasını doğru bulmadığı inancı bende yıllardır yer almış bulunmaktadır. Mavi listenin önce ANF’de desteklenir anlatılması, arkasından Amed Halk İnisiyatifi ve sonrasında BDP’nin destekleme demeçleri beni şaşırtmadı dersem doğru olmaz. Çünkü ben en azından BDP misyonunun böyle Ticaret Odası gibi ticaret ve sanayi dünyasındaki yarışta kapitali olan şahıslar arasında taraf tutmasını garipsedim. Halkın ve yoksulların savunucusu iddiasındaki bir siyasetin ülkenin zenginleri olan ticaret odalarındaki seçimlerde taraf tutması ve desteklediği grubu yurtsever ve Kürt Hareketinin bir bileşeni gibi göstermek istemesine çok şaşırdım. Çünkü Ticaret Odaları da sivil organizasyonlardır ama insan hakları, emek, kadın, ekoloji savunucuları gibi gelir açısından aynı sınıfsal kategorilerde değildirler. BDP misyonunun daha fazla ezilen, yoksul, kimsesiz, çarıksız, sahipsiz insanlarla dayanışmasının daha elzem olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Yoksa burjuvazi arasındaki mücadelede taraf olmanın nedenlerini taktiksel ve stratejik açılardan aramak oldukça zordur. Benim bu yazdıklarımdan burjuvaların göz ardı etmenin ya da onlara karşı kötü bir bakışımın olduğu çıkarılmamalıdır. Beni bu konuda yazmaya iten neden, Mavi Liste olarak sunulanların Kürt Hareketinin düşlediği yurtseverlik çizgisine haiz olduğu ve diğer Sarı Liste’nin ise çakma yurtsever olduğu iddialarına karşı olan tepkimdir.
Yurtseverlik kimsenin tekelinde değildir. Dindar olmak ya da solcu/sağcı olmak ta kimsenin mülkü değildir. Bu kavramlar zaman ve mekâna göre değişim de gösterebilirler. Bir dönem solcu geçinenlerin bugün ırkçı ve aşırı sağcı oldukları gerçeği gün gibi ortada durmaktadır. Yine bir zamanlar yobaz diye adlandırılanların nasıl demokrat olabildiklerini de gördük. Dünya durmuyor, dönüyor ve kavramlar da nitelik değiştirebiliyor. Ve bu ülke ya da bu kent Ticaret Odalarından parlamentoya ya da siyasetin en tepe noktalarına nasıl gidildiğine tanık olmuştur. Bütün el âlem ve Allah biliyor ki ticaret odaları ya da başka derneklerin yöneticilerinin milletvekili olma istekleri vardır. Çünkü her insanın bir hayali ve daha çok yükselme duygusu vardır. O halde siyaset yapan yetkili kurumlara bu tür işlerde tarafsız ve başkalarını dışlamayıcı tavırlar düşmektedir.
Mavi Liste ve ona destek verenlerin belirli şahısların kazanımları için Sarı Liste veya başka listeleri yurtsever ya da başka anlamlardan yoksun saymak istemeleri doğru değildir. Ülkede MHP ve BBP gibi bazı siyasi partilerin milliyetçiliği sadece kendilerinde görmek istemeleri bu ülkede tatsız ve gereksiz olayların yaşanmalarına neden olabilmiştir. Hiçbir siyaset alanı ya da kuruma başka alanları, şahısları yok yere bazı ideallerden ve anlamlardan yoksun sayması doğru değildir. Ticaret ve sanayinin siyasete endekslenmesini çok tehlikeli buluyorum. Ve bu arada BDP misyonunun çok dikkatli olması gerekmektedir. Çözüm Sürecinin yaşandığı bu zamanda Ticaret Odası’na kadar müdahale edilen bir anlayışın hayatımızın her alanına-belki şarkılarımıza, içeceklerimize, giyeceklerimize, sinemamıza, yemeklerimize kadar-karışması insanlarda endişe yaratabilecektir. Biz özgürlüklere sevdalıyız. Kimsenin özgürlüğüne müdahale etmeyen mutlu ve özgür bir yaşantımız olsun istiyoruz. Yoksa öyle talimatvari ya da dayatmacı şartlarla insanları bir arada mutlu yaşatamayız. Her alana müdahale edilerek dayatılacak bir yaşantıdan özgürlük ve demokrasi asla çıkmaz.