YABANCILAŞAN İNSANLAR
              Herkes toplumdaki kaosun, düzensizliğin son bulması için söylenip duruyor.Sorunun temelinde yatan gerçekleri kimse görmek istemiyor.Samimi duygularla dile getiren olsa da lokal kalıyor.Bencilliğin, düzensizliğin, riyakarlığın, sahte karakterlerin, yalancı yüzlerin artık toplumda içselleştirilmişse o toplumun da sürekli sorunların olacağı garantidir.
        Günümüz politikacıları aklı selim insanlar, eğitimciler, toplumun ekonomik istikrar, büyüme, küresel aktörlerle mücadele, siyasi manevralarla gündeme oturma gibi söylemleri oldukça fazla ama toplumda şiddet, bozukluklar, düzensizlikler, kaos, toplumsal cinnetler, psikolojik vakalar, eğitilmemiş insan gücünden bahsedenler muhalefette kalmaktadır.Erdemlilik gösterip, bazı şeyleri değiştirmek, bir yerden başlamak elzemdir.
       Çözüm noktasında konuşanlar eğer anlattıklarını içselleştirmiyor, empati kurmuyorsa , kimseyi de inandıramazlar.Küçücük bir kıvılcım, büyük bir değişimin habercisi olabilir.”Kalpten çıkan kalbe gider, ağızdan çıkanlar bir kulaktan girer, diğer kulaktan çıkar.” Sözleri insanların samimiyet ile imtihan eden güzel sözler olsa gerek.
       İnsanların hatalarından vazife çıkarıp, hemen yargısız infaz etmek yanlıştır.Öfke anında duygularına gem vurup, hemen karşısındakini cezalandırmamak erdemliktir.Çünkü öfke insanın duygularını köreltiyor.Tüm iyimser tarafları yok oluyor. Affetmek büyüklüktür.Affetmekten çekinmeyelim.Dünyanın en güzel duygusu insanın diğer insanla iletişim kurup, anlaşmasıdır.Ama maalesef modern toplumlar mekanikleşen insan ilişkileri, geleneksel bir çok değere darbe vuruyor.Birbirinin sorunlarına duyarsızlaşma, komşuluk ilişkilerinin betonlaşması, kaprisle üstünlük kompleksine kapılma, nasıl çıkar elde ederim zihniyeti, cimrileşen yürekler, sevgi ve saygıdan soyutlanan bedenler….Hepsi insanın nasıl birbirinden uzaklaştığı ve yabancılaştığının emareleridir.
        Her gün aynı senaryolar yazılıyor.Oyun, sahne değişmiyorsa o zaman senin hayat senaryon yanlış yazılıyor.Dünya menfaatine kanıp, yanı başındaki insanları görmüyorsan, vefa, merhamet duygularından yoksunsundur.Sadece kazanmak, yükselmek için şeref, haysiyet ve kul hakkını göz ardı etmek büyük bir yılgınlıktır.Neden bu memleket düzelmiyor.Ama topluma karşı sorumluluklarımızı unutmuşsuz.Her şeye kayıtsız kalıyoruz.O zaman bir tuhaflık var bu işte.
      Herkes dünyanın kendi etrafında döndüğünü ve kendi eksenini ve çapını artırmayla uğraşıyor.Hani kardeştik.Sosyalizm, paylaşım nerde kaldı.Mantık bunun neresinde .Birileri sürekli zenginleşiyor, diğer tarafta birileri sürekli sömürgeleştirilip, köleleştirmeye, sefalete mahkum ediliyor.Hak ve adalet kavramalarını küreselleşen dünyada tesis etmek oldukça zorlaşmış.Bazı insanlar delalete düşmüş, yoldan çıkmış, paranın oyuncağı olmuştur.
    Kişisel mutlulukları benimsemiş, egoistçe kendini tatmin eden insanlar, belli bir zamandan sonra başkasına muhtaç ve aynı duyguları besler.Betonlaşan mekanlar, ruhsuzlaşan insanlar insanlar.Kuşak çatışmalarının olumsuz boyutlara ulaşmasını engellemek için iletişimin ve empatinin önemi büyüktür.Biz büyüklere, ebeveynlere büyük sorumluluklar düşmektedir.Sevgi ve saygı tesis edilen ailede çatışma minimize edilmiş, çocuk yaşamın her alanında bunu adapte etmiş ve kendini disipline etmiştir.İnsanları sürekli sorgulamak, denetlemek bireyin yabancılaşmasına davetiye çıkardığı açıktır.