PKK-HİZBULLAH

Dicle Üniversitesinde(DÜ) iki grup öğrenci arasında çıkan çatışmaların öylesine anlık olduğunu düşünmüyorum. Geçmişte PKK ile Hizbullah arasındaki çatışmaların bir barışla sonuçlanmaması eski hataları nüksettirebiliyor. 90’lı yıllarda derin devletin istediği PKK-Hizbullah çatışması şehirlerde iş güç sahibi olan insanların ölümlerine neden oldu. Ölenlerin çoğu ne PKK’liydi ne de Hizbullahçıydı. Ölenler doktor, mühendis, gazeteci, öğretmen, esnaf, dindar insanlardı. Olan halka oluyordu ve örgütlerin de bundan bir kazancı olamazdı. Derin devletin çeşitli örgütleri (özellikle JİTEM) bu çatışmalardan beslendi. Çok sayıda tetikçi, itirafçı, korucu, polis, jandarma mensubu bu örgütlenmelerin içinde faili meçhullerin oluşmasında rol aldılar. Devlet bugün “barış”tan bahsettiği halde bu cinayetleri açığa çıkarmak için çaba harcamıyor.
Bugün artık demokratik siyasetin ön planı çıktığı bir zamandayız. PKK’ye sempati duyanlar legal parti olan BDP’ye oy veriyor. Yine Hizbullah’a sempati duyanların da Hüda Par’a oy vereceği günler gelecektir. Şiddeti benimsememek demokratik siyasetin tek kıstası olmalıdır. Faşizmi savunanlar dahi-şiddeti reddediyorlarsa?-siyaset yapabilmelidirler. Demokrasi her türlü düşüncenin ifade edileceği ve örgütlenebileceği bir sistemdir. Zaten bugün bu böyle olmasa dahi faşizmi benimseyen ırkçı legal partiler mevcuttur ve biz onların nutuklarını her Allah’ın günü dinliyoruz. Sakat ve zararlı düşüncelere halk cevaz vermeyecektir. Zaten demokrasi güçlerin de bir görevi faşizm gibi ırkçı görüşleri deşifre etmek ve halkların zihinlerinden uzaklaştırmaktır.
Hizbullah legal siyasete geçtiğinde bir özeleştiri yapmalıydı. Çünkü kendilerinin de şikâyet ettiği korucu, itirafçı, JİTEM, derin güçlerden (polis ve jandarma) çektikleri mağduriyettir. Aynı şikâyeti PKK de yıllardır yapıyor. Geçmişte Hizbullah’ın içinde bulunan bazı unsurların yaptıklarını Hizbullah bir özeleştiri ile açıklamalı ve zarar verdiklerinden özür dilemeleri gerekirdi. Çünkü yapılanlar onların hanelerini yazılmıştı ve bu olumsuzluk demokratik siyasette onların karşısına çıkacaktı. Tuhaftır ki bugünlerde PKK ise legal siyasete dönüşmenin bir çabası içindedir. Ve bunu en fazla devlet istemektedir. Bir gün belki PKK legal alana girerse o da özeleştiri yapacaktır diye düşünüyorum. O halde şiddet (silahlı yöntem) reddedilecekse insanların güvenini kazanmak gerekecektir. Bu dünyadaki her örgüt için geçerli olan bir durumdur.
DÜ’de olanlara gelince. Diyarbakır polisi kötü bir not almıştır. Tarafsız olması ve olayları önleyici rol alması gerekirdi. Sosyal medyada paylaşılan görüntülere ve Diyarbakır’da olanları gözleyenlerce bunun böyle olmadığı kanaati hâsıl olmuştur. Polis ülkenin batı illerinde MHP’li gençliğe biçtiği rolü buralarda Hizbullah’a sempati gösterenlere biçmek istememelidir. Bu gençliğin dindar olduğunu biliyorum, öylesine ırkçı bakış açıları da yoktur. Etraflarında insan olur-olmaz bu onların bileceği bir iştir. Ama şiddetle bir yere varılamayacağını ve bunun acılara neden olacağını herkes bilmelidir. Hüda Par yasal bir parti olarak kurulduğuna göre Hizbullah’ın illegal faaliyetleri var mıdır, bilmiyorum. Dilerim böylesine bir faaliyeti yoktur.
PKK’ye sempati duyan siyasetler ve gençlik te Hizbullah’ı Kürdistani safta görmek istemekten vazgeçmelidir. Onlar kendilerin ümmetçi görmekteler. Öyle farklı bir Kürt partisi olma durumları yoktur. Bu onların (Hizbullah’ın) bileceği bir iştir. Üstelik PKK’ye sempati gösteren siyasetler de zaten demokratik bir Türkiye talep etmektedir. Paradigmalar siyasetleri bağlar, kazanımları ya da kayıpları da yine onlara aittir. Diyarbakır ve diğer Kürtlerin yaşadıkları bazı yerler 90’lı yıllardaki faili meçhullerden çok çekmiştir. Böylesine bir ortam asla oluşmamalıdır. BDP, DTK, İHD, Mazlum Der, Hüda Par, Mustazaflar Hareketi, Peygamberler Platformu bu tip istenmeyen olayların tekrar edilmemesi için üstlerine düşen görevi yapmalıdırlar.
Sonuç olarak düşünceler ve insanlar her zaman değişir diyorum. Herkes başkasının düşüncesine ve bir canlı olarak başkasının yaşamasına müsaade etmelidir. Kötülüklere gelince, onlar insanların zihinlerinde değişmeden kalırlar.
 

YORUM EKLE