Özgür Kölelik olan Kapitalizm


Kapitalizmin feodalizmden sonrasında sanayi devrimi ile birlikte filizlenen ekonomik ve sosyal oluşumların meydana geldiği şekillerdir.Aslında Kapitalizmin en belirli ve en önemli doğuşu Takas (trampa) sisteminin ortaya çıkması ile birlikte  meydana gelmiştir.Trampa sisteminin;sığırı vereceksin,alacaksın buğdayı veya vereceksin timsah'ı alacaksın aslan derisinin kürkünü şeklindeki oluşumdur ekonomik bir sistemdir. Sonrasın da Lidyalılar para bulmaları meydana çıkması.Sistem her geçen gün daha çok gelişti. Endüstri devriminin oluşumuyla beraber kapitalizm'in daha yüksek ve gelişmiş organize bir boyuta ulaşmayı başarmıştır.Yahudiler, Amerikalı, İngiliz ve Yahudi iktisatçıların şeytan üçgeni çabalarıyla kapitalizm gözle görülür bir hal alması ve elle tutulur bir sistem haline gelmesiyle zaman içerisin de bugünkü büyük ve çok karmaşık bir yapıya ulaşmıştır.Hepimizin de gördüğü gibi en son olarak şimdiki zaman da içinden çıkılmaz durumu geldiğini görmekteyiz.Sonuç olarak kapitalizm sefalet,açlık,toplu ölümlerin ve tarihlerin hiç birinde ve hiçbir dönemin de görülmemiş büyük ekonomik dengesizlikler ve krizleri ön plana çıkarmayı başarmıştır.
Kapitalizmin başlıca;Bağımsız bireyler olarak hayatlarını kazanma imkanlarının ellerinden (Kap)ılmış olanlar (İt) gibi çalıştırılan "Aliler,Mehmetlerin,Veliler,Sefalar,Tuğçeler...Yani kısacası Kaybedilmiş olan nesiler!
Artık günümüzde olan kapitalist liberal ekonomilerin zararlarını her birimiz derinden bir acıyla hissedebiliyoruz.Liberal liboşlar toplumların bütün kesimlerini etkisi altına almış bulunmaktadır.Tarih boyunca İnsanlık,zeki olan azınlıklar daha az zeki olan çoğunlukları her zaman bir şekilde yönetmiştir.Hepimizin de bildiği ve gördüğü gibi alışıla gelmiş bir duruma dönüşmüştür.Bu noktada insanlığın gelişmesi de bununla beraber mümkün olabilmiştir.Sonuçta olarak birileri her daim daha akıllıydılar ve daha iyi şartlarda ve daha iyi seviyelerde yaşamayı başardılar bir şekilde. 
Eski Mısır Arap Cumhuriyetin de bile mühendis olan köleler piramit planlarını projelerini gölgeler de çizerlerken işçi köleler ise güneşin kavurucu sıcağı altında öküzlerle beraber çalışmaktaydılar.Hepimizin de bildiği gibi birileri her daim daha fazla zeki oldular bu sebeple daha az yıprandılar,daha rahat bir yaşam sürdüler.Geçmişten gelip günümüze kadar gelen bu durumun da herkesin kabullendiği bir durumdur.Endüstri devrimiyle birlikte bu durum da değişmeye başladığını görmemiz mümkündür.Buradan da şöyle bir şeyi de çıkarmak mümkündür.Daha yetenekli ve daha zeki olanlar değil,liberal sistemlere ayak uydurabilenlerin daha başarılı olduğunu görmekteyiz. Başarıları elde etmek ve başarıya  ulaşmaları için her yolu deneyen,mubah sayanlar, bu yollar da değerlerin yargılarını kabul etmeyen bir çok kesimler türedi.Bu kesimler kısa süreler de üretim araçlarını da ele geçirdiler.Büyük ölçüler de sanayi ve ticaret  odaları kuruldu.Böylece liberaller kendi içlerin de ve oluşumların da daha organize bir yapılanma içine girdiler.İşçilerin ve emekçilerin maaşlarını ücretlerini hep beraber ayarladılar.Böylelikle bir şirketi patronunun yaptığı zamlardan daha yükseğini diğer şirketlerin patronları yapamıyorlardı.Kurdukları sistemleri çok güzel işliyordu.Böylece özgür köleler kendi istekleri ile  fabrikaların kapılarında iş dilenir bir hal almışlardı.
Teknolojilerin gelişmesiyle birlikte   teknolojiye ulaşmanın maliyetleri de fazlasıyla artmaya başladı.Eğitim harcamaları,bunun yanında sağlık harcamaları,eğitim ve ulaşım giderleri....
Kapitalizm denilen şeyin öncesin de arzı sonrasında da talebi oluşturuldu.Bugüne kadar ki farkında olmadığımız isteklerimizi bizleri gösterdi.Büyük şirketler,patronlar araştırma geliştirme  departmanları kurmayı başararak bilimi de kendi lehlerinde büyük ölçüde çalıştırmayı başardılar.Bilgisayarlar,programlar,Çamaşır makinalar,televizyonlar,buzdolapları,lap toplar... Sürü ile aletler,makinalar,enerji içecekleri,cep telefonları,tüm elektronik eşyaları,tüp bebeklerin oluşumu işleyişi vb... Sürü ile sürekli olarak pek çok yenilik... Elbette ki bütün bunlara ulaşmanın ve elde etmenin da bir maliyeti vardı. Her şeyleri düşük ücretlerle bizlere üretmekle kalmayıp daha sonrasında beş on  katı karlarla bizlere geri sattılar.Bütün bunları organize bir şekilde  yaparken de çeşitli hilelerle bizleri uyutmaları her şekilde başardılar.
Toplumlara çocuklara insanlara bazen uyuşturucu bazen de uyarıcı haplar ve daha kötü şeyler içirip zehirlediler.Bunlar uyuşturmak için bazen de dini otoriteleri kullandılar.Bazen de önlerimize ulaşılması sanki çok elzemmiş gibi bir çok hedefler koydular. Bu yarışlara ve hedeflere ulaşmak için herkesten daha fazla ve daha  hızlı koşmamız gerektiğini söylüyorlar.Böylelikle hangi  hedefe ulaşırsan ulaş sonrasında yeni bir hedef,daha sonrasın da başka bir hedef... Hepimiz için her zaman önemli olan,alınması gerekli olanlar bitmek bilmeyen uyarıcılar,diplomalar,sertifikalar ve bunlar için harcadığımız dünya kadar sürüyle paralar.Hepimiz kendi paralarımız ile rezil olduk ve oluyoruz.Onların istedikleri yolda durmadan her daim koşturdular.Hepimiz kapitaliz yüzünden gönüllü köle haline geldi.Ama neyin üstünde,ne için koştuğumuza asla bakmadık hiç.Hepimiz  koştukça,yarışlara katıldıkça tıpkı bir fare olan Hamster gibi hiçbir şeyin farkında olmadan kapitalizmin çarkını gönüllü köleler olarak döndürüyoruz.
Her saniye milyarlarca insana uzaklarda ve uzak şehirlerde ülkelerde gösterilen içi tamamen boş olan hedeflere ulaşmak için durmadan koşturuyorlar ve bizler de koştukça kapitalizmin çarkı daha hızlı dönüyor. Kapitalizm'in çarkı hızla döndükçe bizler de daha çok hızlı bir şekilde koşmak zorunda bırakılıyoruz.
Hepimizin önüne konulan bu hedeflere ulaşmak zorunda mıyız? Düşünün ki hepimiz koşmayı bir an için bırakmışız.Bu durumda ne olur? Diğer insanlar kapitalizmin doğrultusunda ve koyduğu kurallar tarafından koşmaya devam ediyorlar ve kapitalizm'in dönmeye devam ettiği için bizleri de dönen mark yüzünden ezip geçerler.Eğer bir toplulukta kişi veya kişiler koşmayı bırakırlarsa kapitalizmin çarkına hiçbir şey olmaz. Ama çarkın dişlileri arasında kalanların hepsi  ölürler ve yok olurlar.
Her gün gittiğiniz işinizi bıraktığınız da ne olur? Evin ailenin geçimini sağlayamazsınız.Su faturalarınızı,doğal gazınızı,elektriklerinizi ödeyemezsiniz.Çalışıp topladığınız birikimleriniz tükendiğinde en sonunda açlıktan ölürsünüz.Kapitalizm  Çark'ı sizleri ezip geçmiş demektir.Farkında olmadan da bütün insanlık sizleri ezip geçmektedir aslında. Sizlerin bu kötü sisteme karşı olan bireysel başkaldırılarınız hazimetlerle sonuçlanmıştır.Diğer insanların da sustalı maymunlar gibi işlerine gitmeye ve günlük monotonlaşan hayatlarını yaşamaya devam ederler. Sabahların erken saatlerin de uyanıp otobüs kuyruklarında uykulu aç bir şekilde sıra beklerken ve kendi talihlerinin neden böyle kötü ve kara olduğunu düşünürlerken nasıl da bir çarkı döndürmekte olduklarını asla  anlayamazlar belki ama kesinlikle  bazı şeylerin ters ve kötü gittiğinin farkındadırlar.Şuna da seviniyorlar ki en azından sürülerinden ayrılmamış olmanın da fazlasıyla güvenini yaşamaktadırlar.
Proletaryanın büyük bir kesimi de neler olup bittiğinin farkındadırlar aslında fakat şöyle bir durum da ortaya çıkmaktadır.Ailelerin geçimleri,kredi kartları borçları,çocukların okul eğitim masrafları,evlerde ki problemler,dırdırlar,ve ailelerin bitmek bilmeyen istekleri,insanların ihtirasları onları o derece meşgul ederler ki onları da bu kadar derdin içinde kapitalizm çarkının üstünden koşmayı bırakmaları demek intihar etmek anlamına geldiğini hepimiz biliriz.Bu yüzden insanlar çaresiz bir şekilde kapitalizm'in çark'ı üstünden koşmaya devam ederler. Sonrasın da tekrardan yeni bir taksit’in başlangıcı,yeniden ve yine tekrardan alışverişler...Yeni giysiler,yeni evler,tekrardan yeni oturma takımları...
Bizler bu özgür köleliğin başlangıcı olan kapitalizm çarkını durdurmak için neler  yapmamız gerekir?Bu çarkı durdurmamız için hepimizin aynı anda koşmayı durdurması gerekmektedir. Bunun adı da devrimdir.Devrim yaptık mı gerçekten kapitalizm'in köleliğine son vermiş oluruz.Bu şekilde kapitalizm köleliği de yıkılacaktır.Burada da şu gerçekleri göz ardı edemeyiz.Şu anda insanlar toplumlar o kadar çarka bağlılar ki kapitalizm'in kölelik çark'ı birdenbire durduğu zaman ikinci dünya savaşından daha beter bir hale gelebilir dünya! Şu da bir gerçektir ki kölelik çark'ı her zaman her şekilde dönecektir.Adı ne denilirse denilsin birileri birilerini her zaman yönetmekle kalmayıp istedikleri gibi şekillendirmekten de geri kalmamaktadırlar.
İçlerin de sistem kelimesini barındırıp bulunduran her şeyin,insanların özgür damarların içine zerk edilen yılan zehir gibi zarar vermekten geri kalmamaktadır.Bunun adına kapitalizm denilsin,ister komünizm denilsin sistemler her zaman bireyleri es geçmektedir.Bundan dolayıdır ki bugüne kadar sosyal yaşamların gelişmelerine rağmen kişilerin ruhsal sıkıntıları maalesef ki asla geçmedi,gittikçe daha da devleşip büyüdü.
Kapitalizm kanserine karşı doğaya dönüşler nasıl olur, tutar mı tutmaz mı bilemiyoruz.Ama artık batılı modern ülkelerin çoğunda bir çok insan çözümsel olarak sistemlerin tamamen dışına çıkmayı tercih ediyorlar.Bu toplumların kapitalizm çarkının üzerinde koşmayı bırakıyorlar fakat bunlar çarkın üzerinde de durmuyorlar. Sürekli olarak çarkın dışına atılmaktadırlar... Deli gibi dönen bu kapitalizm kölelik çarkın üzerinden yalınayak toprağa atıyorlar kendilerini. Genellikle eğitimli insanlar ve maddi gelirleri ortalamaların üstünde olan insanlardır bunlar.Bütün mallarını mülklerini satarak veya bağışlayarak ormanlara ya da parklara yerleşmektedirler.Onlar için hiçbir şeyin derdi kalmıyor.Artık ne trafik derdi,ne elektrik,ne su...İletişim araçların hepsinden uzaklar.Hiçbirini kullanmıyorlar.Her geçen gün onlar için birer deneyim halini alıyor.Hiç kimse onları bir şeyler için ne emir ne de rahatsızlık vermiyorlar.İstedikleri gibi yaşar gezer dolaşır uyur kalkar.Doğayla iç içedirler.Doğadaki hayvanları avlayarak ve oradaki otlarla besleniyorlar.Eeevet...Yanlış anlaşılma olmasın bildiğiniz ve tarih derslerin de gördüğünüz yontma taş devrine dönüş yapılıyor.Ne çark dönmesi ne sosyalizm ne de kapitalizm umurlarında değil artık.Doğanın içerisinde rahatça nefes almanın tadını çıkarıyorlar sadece.Tabi bu eylemsizlik durumları ne kadar işe yarar bilinmez.
Sanırım şu da gerçekleşebilir.Büyük olasılıkla teknolojiden bu kadar uzaklarda olup,yoksun kalan insanların da ortalama yaşam süreleri de kısa olacaktır.Hayatın getirdiği zorlukların cabasıdır bu.Bizlere ait olmayan sahip olmadığımız rahat,uyuşturulmuş, konforlu olan, karmaşık ve uzun bir yaşamı mı yoksa daha basit bir şekilde yalın, kısa belki ama daha anlamlı tamamen bizlere ait olan bir yaşamı mı tercih etmeliyiz?  Tabi ki de tercih sizlerindir...
Bu kapitalist köleleştiren çarkın sistemi belki de dünyanın son saatine son saniyesine kadar sürüp gidecektir.Belki daha da büyük bir hız alarak git gide büyüyecek ve en sonunda kapitalizm'in yaptıklarıyla kendisinin ve bütün dünyanın sonunu hazırlayacaktır.
Benim düşüncem şudur ki,bütün bu oluşumlar ve gelişmeler bizlere sorulmadan olup biterken aslen birey olarak da yapmamız gereken şeyin; bu sisteme karşı koyma savaşından da yenik düşeceğimizi, bu sistemlerin düzenlerine kendimizi daha  fazla kaptırmadan birazcık daha hırslarımızı törpülememiz lazım,çağın her türlü yenilikleri anlamında getirisinden de daha fazla uzak kalmadan ortalama bir sistem yaratmak kendi dünyamızda...  
Eğer ki gerçekten de mutlu bir şekilde yaşamak istiyorsak;ya imkanlarımızı çoğaltacağız,ya da isteklerimizi azaltacağız... 
Paranız ne derece az  ya da ne derece çok olursa olsun sizin havanız her zaman çok  iyi olsun,sağlığınız yerinde olsun...
Yazımı bu denklem ile bitirmek istiyorum.
Kapitalizm=Toplumsal=Adaletsizlik=Özgür Kölelik     
Sevginiz bol olsun...
Mehmet Kızılkaya”

YORUM EKLE