banner115

Mardin Kızıltepe'de Toplumsal Krizin Anatomisi: Aşiret Husumetleri, Tefecilik ve Yozlaşmanın Gölgesinde Şiddet

Mardin'in Kızıltepe ilçesinde zaman zaman patlak veren ve ne yazık ki can kayıplarıyla sonuçlanan aşiret kavgaları, bölgenin köklü ve karmaşık toplumsal yapısındaki derin çatlakları gözler önüne sermektedir. Geleneksel yapıların modernleşme sancılarıyla kesiştiği bu coğrafyada, "boş sebepler" olarak nitelendirilen olayların ardında, yıllanmış husumetler kadar, faiz, tefecilik ve sosyoekonomik yozlaşmanın yarattığı yıkıCı bir zemin bulunmaktadır. Bu makale, Kızıltepe'deki şiddet döngüsünü besleyen temel dinamikleri analiz etmektedir. I. Geleneksel Yapı ve Çatışma Dinamikleri Kızıltepe ve çevresinde aşiret yapısı, hala sosyal düzenin ve bireysel kimliğin önemli bir bileşenidir. Arazi anlaşmazlıkları, su kaynaklarının kullanımı, eski kan davaları ve "namus" gibi geleneksel değerler üzerinden yükselen gerilimler, aşiretler arasında kolaylıkla silahlı çatışmalara dönüşebilmektedir. Aşiret onuru ve rekabeti, bireysel bir anlaşmazlığı hızla kolektif bir düşmanlığa taşıyarak, şiddetin kapsamını ve yıkıcılığını artırmaktadır. Ancak son dönemdeki kavgaların birçoğunun, yüzeydeki nedeni ne olursa olsun, ekonomik baskıların ve toplumsal çözülmenin şiddetlendiği bir ortamda yaşanması dikkat çekicidir. II. Ekonomik Gerilimin Kaynağı: Faiz ve Tefecilik Bölgedeki toplumsal çatışmaların sessiz ancak güçlü bir katalizörü, tefecilik ve yasa dışı faiz mekanizmalarıdır. Ekonomik zorluklar, tarım kredilerine erişim sıkıntısı veya hızlı paraya duyulan ihtiyaç, bölge halkının bir kısmını tefecilerin eline düşürmektedir. > Bu durum, sadece bireysel iflaslara değil, aynı zamanda aşiretler ve aileler arası ilişkilerin zehirlenmesine de yol açmaktadır. Tefecilik borçları nedeniyle el değiştiren araziler, haksız kazanç ve bu borçların tahsili sırasında uygulanan şiddet tehdidi, var olan aşiret gerilimlerini daha da körükleyen yeni bir husumet kaynağı yaratmaktadır. > Tefecilik, yasal zeminin dışında bir "ekonomik güç" oluşturarak, adeta yasa dışı bir iktidar odağı yaratmakta ve bu da toplumsal güveni ve adaleti temelden sarsmaktadır. III. Yozlaşma ve Toplumsal Çözülme Toplumsal yapıda gözlemlenen genel bir yozlaşma, şiddet olaylarının artmasına katkıda bulunmaktadır. Bu yozlaşma; sadece ekonomik etiğin zayıflamasını değil, aynı zamanda hukuka ve devlet kurumlarına olan güvenin azalmasını da içerir. * Hukuka Güvensizlik: Hukuk sisteminin anlaşmazlıkları hızlı ve adil bir şekilde çözme kapasitesine olan inancın zayıflaması, bireyleri ve aşiretleri kendi "adaletlerini" sağlamaya itmektedir. Bu durum, kavgaların hızla kişisel hesaplaşmaya ve silahlı şiddete dönüşmesine zemin hazırlar. * Kültürel Erime: Geleneksel arabuluculuk (kanaat önderleri) mekanizmalarının etkinliğinin azalması ve modern devlet mekanizmalarının tam olarak yerleşememesi, bir "boşluk" yaratmaktadır. Bu boşluk, şiddet kültürünün ve silahlanmanın önünü açmaktadır. IV. Çözüm Yolları ve Barışın Tesis Edilmesi Kızıltepe'deki şiddet döngüsünün kırılması, sadece güvenlik tedbirleriyle değil, aynı zamanda köklü sosyoekonomik reformlarla mümkündür: * Ekonomik Mücadele: Tefecilik ve yasa dışı faizle etkin ve sürekli mücadele, finansal mağduriyetleri ve bunun yol açtığı gerilimleri azaltacaktır. Kırsal kalkınma ve yasal kredilendirme imkânlarının artırılması, halkın bu karanlık yapıların pençesinden kurtarılması için hayati önem taşır. * Adalet ve Güven: Hukuk sistemine olan güvenin yeniden tesis edilmesi, anlaşmazlıkların mahkemeler yoluyla çözülmesini teşvik edecektir. * Toplumsal Barış İnşaası: Aşiret ileri gelenlerinin ve kanaat önderlerinin aktif rol aldığı barış komisyonlarının güçlendirilmesi, can kayıplarıyla sonuçlanan husumetlerin kalıcı barış anlaşmalarıyla sonuçlandırılması için kritik bir role sahiptir. Sonuç olarak, Kızıltepe'de yaşanan trajik olaylar, basit birer aşiret kavgası olmaktan öte, ekonomik yoksunluk, tefeciliğin yarattığı ahlaki çürüme ve hukuka olan güvenin sarsılması gibi derin yapısal sorunların bir yansımasıdır. Bölgede kalıcı huzurun tesis edilmesi için, geleneksel ile modern arasındaki hassas dengeyi gözeten, adaleti ve ekonomik fırsatları önceleyen bütüncül bir yaklaşıma ihtiyaç vardır.

 Yazar/Araştırmacı: Süleyman Örnek

YORUM EKLE