İşid Tehlikesi Ve Kürdistan’ın Birleşmesi


Öncelikle Şeytanlıkları ile öne çıkan IŞİD,Ortadoğu coğrafyasında bulunan Irak’ın Musul kentini ele geçirmeleri kamuoyunda ciddi anlamda bir şok etkisini göstermiştir.Ancak bununla birlikte Irak’ın Eski Başbakanlık koltuğunda oturan Nuri El Maliki’nin Şii lejyonerlerinin de işgali altında olan ve rejime de karşı olarak büyük bir Sünni öfkenin de biriktirildiği kentin de düşeceği uzun süreden beri belliydi.Esas olan da Musul’u düşüren de IŞİD’in hafif silahlar ile donanmış olan binlerce şeytanları değildi,Musul kentin de Şii rejiminin ezdikleri Sünni halkında Maliki’ye karşı olarak İslamcı olan militanlara verdiği destektir.Bu sebeple IŞİD,nüfusu milyonlarca olan kent merkezlerini kısa sürede işgal edip kendi denetimlerine alabilmişlerdir.
Musul’u elde edenlerden öncesinde Kürt Yönetimi Barzani’den Musul’u olası kaderi ile ilgili olarak Bağdat’ı ciddi anlamda uyarmıştı.
Burada da şu soruyu sorabiliriz.Binlerce Şii askerlerinin,ABD’nin yapımlarından olan hava savunma araçları,binlerce zırhlı araçlara ve tanklara rağmen savaşmadan,direnmeden Musul kentini nasıl ve neden teslim ettikleri sorgulanmalıdır.
Buradan da şöyle bir sonuç çıkarabiliriz.Maliki rejiminin Musul’u tamamen IŞİD’e teslim ettiğini göstermektedir.Bu durumda da kesinlikle ne ABD’nin ne de Tahran’ın bilgileri dışında olduğu da söylenemez.
Ortadoğu’nun bir çok ülkesini,ABD İncirlikten jet Uçuşları ile 10 dakikalık uzakta olan Pentagon’un Irak ordusunda bulunan silah envanterinin de terör örgütü olan IŞİD’in ellerine geçmelerini izlemekle yetinmeleri oldukça manidardır.
Uzun zamandır Güney Kürdistan’da ki Kürtler ile Irak Arapları arasında ciddi anlamda bir savaşın yaşanacağı,bunun da büyük bir olasılıkla da Kuzey Kürdistan’ın ve Kürt siyasetinin bağımsızlıklarını ilan etmeleriyle beraber bu savaşın yaşanacağını belliydi.Terör Örgütü olan ve tüm şeytani uygulamaları sürdürmekte kararlı olan IŞİD’in hedefinde de Kuzey Kürdistan Bölgesi Kerkük vardı.Zamanla da bu terör örgütü IŞİD, Kuzey Kürdistan’a girmeye çalışmak istemiştir.Bu nedenle Kuzey Kürdistan’ı,Kerkük’ü kontrol etmeyi başaranlar,Ortadoğu’nun petrol zengini olan Irak’ın altın anahtarını da ellerinde tutacaklardır.Şunu da bilmemiz lazım.IŞİD terör örgütünün,bu bölgelerde Sünni Arapların yaşadıkları birkaç küçük kasabaları dışında halk tabanında olmadığı yerlere de sirayet edemezler.
Irak’ın Musul kentini İŞİD’e teslim edilmek istenmesi, Irak’ın Eski Başbakanı olan Maliki’nin,Suriye’de ki muhalefetleri savaştırarak kendi rejimini garantiye alan Suriye Cumhurbaşkanı olan Beşşar Hafız el-Esed ile aynı yöntemlerini  kullanıp,kendi düşmanlarına savaş ihale ederek kendince aradan sıyrılmaya çalıştığı da gözlerden kaçmamaktadır.
Irak’ın Eski Başbakanı Nuri El Maliki’nin burada ki planı da ,Bağdat’ın düşmanları olan Terör Örgütü olan IŞİD ile Kuzey Kürdistan Yönetiminin sonu olacak ve sınırları belirsiz olan bir iç savaşa sokup,her iki tarafları yıpratarak bu şekilde durumu kontrol altında tutmaya çalışmaktadır.
IŞİD terör örgütünün taktiğinin,uzun süredir Anbar eyaletinde ki Irak Ordusu’nu orta bölgelerine çekip,Bağdat’ta ki tüm saldırılarla rejimleri savunmada tutmakla beraber Suriye’nin sınırını kontrol etmektir.Aynı zamanda buradan da Rojava halkına ve Suriye’nin içlerine ortalarına baskı yapmak olduğu da biliniyor.
IŞİD’in tüm Kürtleri baz alarak Musul’a saldırı düzenlemeleri Kürdistan’da ve Kürt kentlerin de yeni bir savaşın kaygısını vermiştir.Kürtler de bu anlamda,her dört Kürdistan parçasından da birliklerini koruyacaklarını ve tüm pozisyonlarını güçlendireceklerini söylemişlerdi.Hepimizin de gördüğü gibi Kürdistan bölgelerini şuanda bütün Kürtler bir olarak pozisyonlarını güçlü kılıp ve her yeri korumaktadırlar.
IŞİD terör örgütü,Körfez Ülkeleri ve Suudi Arabistan tarafından ciddi anlamda istedikleri gibi yönlendirilen ve uluslar arası radikal bir koalisyonudur.Baasçı bir direnişçi olduğu söylenen Ebu Bekir El Bağdadi adlı kişi tarafından yönetilen ve terör örgütünde olan şeytanların büyük bir kısmının Arap cezaevlerindeki mücrimlerden ve El Kaide’nin internet bağlantılarından temin eden bu terör örgütü IŞİD,Ortadoğu’da ülkeleri olan Kürdistan'ı,Suriye'yi,Irak'ı,Lüban'ı ve Ürdün'ü birleştirip kendilerince Ortadoğu’da yeni bir Emevi Hilafetini kurmak amacındalar.
Irak’ın işgali sonrasında da gelişen direnişleriyle beraber Arap Baharının ayaklanmaları sonucu çıkan o büyük ve tehlikeli enerji yayıldığı her yeri tüketerek,dünyanın her yerinde kendi çıkarlarını bu tehlikeli enerjiden korumak isteyen Amerika Birleşik Devleti ise bu Arap Baharının durumunu da mezhepler savaşı üzerinden manipüle etmeye çalışmaktadırlar.Şimdiye kadar dünyanın her yerinde “Anti-Emperyalist Radikal İslamcı” güçlerin enerjilerini Suriye’nin Şam bölgesindeki Alevi rejimlerine ve Irak’ın Şiileri üzerinde başarılı bir şekilde planlayıp yönlendirmişlerdir.Tabi ki de bunu da gözden kaçırmamak lazım.IŞİD terör örgütü isminin de IRAK-ŞAM İSLAM DEVLETİ olması da tesadüf değildir.
Amerika Birleşik Devlet’i,Suudi Arabistan Riyad’ı üzerinden de yönlendirebileceği IŞİD gibi bir piyonu,Kürtlerin bağımsızlıklarının ilanı ve petrollerinin satışları konusunda karşı karşıya geldikleri Güney Kürtlerini hizaya sokmak amaçlı bir süreliğine kullanıp veya eylemlerini izlemekten imtina etmeyeceklerdir.
Terör Örgütü IŞİD’in Musul’u işgal etmesi ve olayların özellikle de Kürdistan’a fışkırması sonucunda Kürtler açısından hem olumlu hem de olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir.
Terör Örgütü IŞİD’in işgal ettikleri bölgelerde ki binlerce Hristiyan,Sabak Ezidiler,Şii Türkmenler göçecekler,savaştan kaçan yüz binlerce insan Kürdistan’a ve komşu ülkelere dağılacaklardır.Ortaya çıkan kaostan faydalanan Terör Örgütü IŞİD,sonrasında Kerkük’e saldırmayı planlamıştır.Tabi ki bunların ardından da Kürdistan Bölgesi Yönetimi ile uzun süreli ve ciddi çatışmaları girerler,tüm kentlerde ciddi anlamda intihar eylemleri ve bombalamalara başvururlar.
Terör Örgütü IŞİD ile savaşın Kürdistan bölgesinin istikrarını,ekonomisini ve güvenliğini az bir süre de olsa tehlikeye girmiş olacak,Tabi burada ki amaç Kürtlerin enerjilerini bu savaş ortamında tüketmeleridir.Fakat Kürdistan’ın dört parçası olmak üzere tüm dünyada ki Kürt siyaseti bu durumdan faydalanma kabiliyetlerini göstererek ve bir olarak Terör Örgütü IŞİD’in saldırılarını kendi lehine de çevireceklerdir.
Terör Örgütü IŞİD’in eylemlerinin sonucunda da Kürt bölgelerinin Irak’tan ayrılması daha da kolaylaştırılmıştır.Çünkü IŞİD’in Kürtleri ve Şiileri ayıran Irak’ın Sünni bölgesini oluşturan Irak’ın Selahaddin,Anbar ve Musul’u işgalleri sonucunda Merkezi Irak ile Kürdistan Bölgesel Yönetimleri arasında ki fiziki ilişkilerde kopmuştur.Bununla birlikte bölgedeki petrol hatları,petrol kuyuları ve yollar gibi önemli yerlerde IŞİD tehdidi altına girmiştir. Erbil’in de Bağdat’ta kopması ve Irak’ın;Sünni,Şii ve Kürtlerin bölgeleri de fiilen de olsa ayrılması ve farklı düşman güçler ile yönetilmesi süreci de bu şekilde başlanmıştır.Yani Ortadoğu’nun petrol ülkesi Irak merkezi devleti fiilen de parçalandığı gibi,Kürtlerle beraber Araplar ve Şiiler de kopmuştur.Bu yüzdendir ki Kürtlerin de Irak’tan ayrılması daha da kolay hale gelmiştir.
Ortadoğu toprakları üzerinde,Arapların şovenizminin reflekslerini de yansımaktan geri kalmayan Terör Örgütü IŞİD,Batı ve Güney Kürdistan’da da Kürtlerin tüm kazanımlarına ciddi anlamda savaş açmakla beraber PKK-PYD-HPG-PEŞMERGE ve diğer tüm örgütlerin eksenli olarak birbirlerine yakınlaştırmaktan geri kalmayacaklardır ve Kürt siyasetini de yakınlaştıracaktır.Gerek siyaset alanın da gerek topraklar üzerinde gerekse cephede aynı yakınlaşmalar PDK ve YNK arasında da gelişmektedir.
Batı değerlerini de tehdit altına alan Terör Örgütü IŞİD gibi çağdışı bir güç uygulaması ile aynı Irak çerçevesinin dahilinde yaşamaları dayatılan Kürt halkının Irak’tan ayrılma talepleri tüm dünyada daha meşru ve kabul edilir bir duruma gelmektedir.
Bunun yanında Musul olaylarının Türkiye Cumhuriyetini de yakından da ilgilendiren ciddi boyutları da vardır.Türkiye,Güney Kürdistan’ın petrol satışlarına da hami olduğu için,Terör Örgütü IŞİD’in öfkesine de maruz kalmaktadır.Bundan dolayıdır ki Türk Konsoloslukları işgal edilmiştir,görevliler tutuklanmıştır.Bunun da ne kadar politik ve siyasi olup olmadığı da düşündürücüdür.
Bununla beraber IŞİD’in başrol oyuncusu destekçisi olan Irak’ın Eski Başbakanlık koltuğunda oturan Nuri El Maliki’nin planı ters yüz olacaktır.Kendisi ve desteklediği Terör Örgütü IŞİD ile baş başa kalacaktır.
Değişen Ortadoğu Dengelerin de Kürtler,Bütün terör örgütlerinin plan ve projelerini çökerterek Ortadoğu topraklarında Kürdistan’ın bağımsızlığını ilan edeceklerdir.
 
“Mehmet Kızılkaya”

YORUM EKLE