DAIŞ, Rojava ve Şengal Üzerine Bir Analiz


Bir olay vuku bulduğunda olayı çözmek ve anlamak için kimin yaptığını bilmekten ziyade kimin işine yaradığını bilmek önemli ve gereklidir.
Bana göre DAIŞ’ın eliyle Rojava ve Şengal'de yapılmak istenen iki şey vardır.
Birincisi: Müslümanları bir birine düşürerek aralarına nifak ve kin tohumunu ekip, birinin diğerine yapılanlara üzülmesini ve yardımına koşmasını engellemek! Bu yapılanlar yüzünden DAIŞ’ın şahsında Müslümanları ve dolayısıyla İslamı hem kendi kamuoyunda hem de dünya kamuoyunda itibarsızlaştırmak ve bu itibarsızlaştırma üzerinden islamofobiyi körüklemek.
İkincisi: Başta ABD olmak üzere küresel ve emperyal güçlerin elinde kalan ve eskiyen silahların satılarak elden çıkarılması gerekiyordu... Bunun için de aynı merkez düğmeye basarak kaos ve kargaşayı başlattı. Ve silah satışı resmen doğrulandı.
Ey küresel ve emperyal güçler, elde etmeyi arzu ettiğiniz maddi kazanç, iktidar ve gücü aldınız! Peki, ama Şengal dağlarında susuzluktan ölen çocuklar, Şengal ve Rojavada gerçekleştirdiğiniz tüm bu ölüm, trajedi ve yaşanılanlar, elde ettiklerinize değdi mi?
Müslüman ülkelerin sessizliği daha da üzücü!
Öncelikle böylesi durumlarda islamın bakış açısının ne olduğuna kısa da olsa, birkaç soru ile açıklık getirmek gerekir. Adil bir kâfiri veya zalim bir müslümanı sevmek! Adil bir kâfire mi yardım edilmeli yoksa zalim bir müslümana mı? Kâfire yardım etmek, küfre yardım etmek! Bunlar aynı kapıya mı çıkıyor? Mazlum bir kâfire veya mazluma yardım eden bir kâfire yardım etmek, küfre yardım etmek anlamına gelir mi? Kâfiri sevmek, küfrü sevmek anlamına gelir mi? Kâfirin küfrü, hukukuna tecavüzü mubah kılar mı? Bunların cevabını bilmeden bu konuları tartışmak, islamı “Müslüman Görünümlü” kişiler üzerinden değerlendirmek doğru olmayacaktır sanırım.
İslam’ın Kur’anî bakış açısı şöyledir: “Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. 2/256, Ey Muhammed! “ Şayet yüz çevirirlerse, artık sana düşen açık bir tebliğdir. 16/82, 4/20, 3/63-104; Ve “Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. 16/125”  Aslında İslam, bu düsturlarla günümüz anlayışlarının aksine; sadece kendi mensuplarının hukukunu değil, bir bütün olarak insanlığın hukukunu savunup, gözetmektedir.
Fakat günümüzde maalesef hakka ve hakkı haykıranlara karşı bir alerji var. Kaldı ki bu anlayış, “Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. 4/135” anlayış ve kültüründen gelenlerin içinde de hâkim bir anlayış olmuştur. Bu, ayrıca üzücüdür.
Zira mesele Kürd kardeşlerimiz olunca ilk tepkinin batılılardan gelmesini bekliyoruz. Neden?
Bu farklı yaklaşım biçiminin hem Müslümanların “İslam kardeşliği” anlayışına hem de sol kesimin “Halkların kardeşliği” söylemine zarar vereceğinin altını çiziyoruz. Bu bağlamda halkların birlikteliğine de halel getirecek olan bu menfi tavırdan bir an önce vazgeçilmesinin Ortadoğu halklarının yararına olacağını da belirtmek istiyoruz.
Kendilerine oyun oynan ve başlarına çorap örülen ve bu oyunu bozacak olan da yine bizleriz. Gelin bu insanlık suçunu işleyenlere hep birlikte biz DUR DİYELİM ki en azından temsil ettiğimiz anlayşın bizlere yüklediği “Mazlumdan taraf ol” sorumluluğunu yerine getirmiş olabilelim. Bunu yaparak kendimizi ve dolayısıyla temsil ettiğimiz dini anlayışı da bu yapılanlardan temize çıkarmış olalım ki körüklenmek istenen islamofobinin önlenmesine de katkı sunmuş olalım.
{ OHAK-DER Başkanı - MB. Hedbi }
YORUM EKLE