Cumhurbaşkanlığı Seçiminde Adayların Çalışma Sistemlerinin İşleyişi

Öncelikli olarak seçmenlerin gönlündeki yenilikçi,güçlü ve cesur olan liderlerin yeri her zaman farklı olmuştur.
28 Ağustos’ta Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Başkenti Ankara’da olan Çankaya Cumhurbaşkanlığı Köşkü’ne Recep Tayyip Erdoğan oturacaktır. Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisinin Vizyon Belgesindeki kampanya söylemiyle Yeni Türkiye,Milli İrade,Milli Güç,Değişimin Lideri ve Türkiye’nin gücüne güç katıyorum sloganlarıyla yola çıkmıştı.Bu seri sloganlarla kendi partisinden ve halkın büyük bir parçasından bu sloganlarla desteklenmiştir.Tabi ki buradaki sloganların en büyük ortak noktası da güç vurgusunu sürekli olarak dile getirmeleriydi.Farklı nokta ve zamanlarda yaptıkları anket çalışmalarında da ortalama olarak gördükleri sonuçlardan biri de seçmenlerin gücü ne kadar sevdiklerini,liderlerinin gerçekten güçlü olmasını ve büyük vaatlerin vermesi istemeleri sonuçlarının çıktığı da görülmektedir.Türkiye Cumhuriyeti Devletinden bahsettiği zaman Recep Tayyip Erdoğan’ın gerçekten yenilikçi bir lider olduğunu bir yandan da daha da güçlenmeyi ortaya koyduğu ve daha da büyümeyi vurgular yaparak ciddi ve gerçek bir liderlik portresi pekiştiriliyordu.
Cumhurbaşkanlığına Aday olan bir diğer Lider ise;Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Eski Genel Başkanı Selahhatin Demirtaş. Demirtaş’ın en en önemli ve en tutulan Yeni Yaşam Çağrısı söylemiyle çıkıp Barışçı Bir Türkiye ve Demokratik Değişim sloganları ile birleştirmişti.Demokrasiyi,Demokratik Değişimi ile gerçek olan bir Radikal Demokrasi ile tanımlayarak cesur bir çıkış yapan lider’in,kampanya süresince en önemli olan Türkiyelileşme projesine büyük bir destek ile vurgu yapan demirtaş’ın;tüm etnik ve dinsel kimlikleri kucaklayan Musevi ermeni vb. gibi tüm azınlık haklarında da açık bir şekilde konuşmalarıyla kendisini ortaya koyan bir lider portresini çizmiştir.Bir lider bu kadar cüretkar olabilir diyebiliriz.Hiçbir seçim kampanyasında bu kadar net bir şekilde bu sınıflara vurgu yapılmadığı görülmemişti.Bir liderin,bu anlamda hem yeni yaşam çağrısını hem cesur oluşu hem de yenilikçi bir liderlik portresini çizmesi ve ortaya koyması ciddi anlamda bir farklılık ortaya koymuştur.
Diğer bir Cumhurbaşkanı Adayı olan Ekmeleddin İhsanoğlu,Kahire doğumlu olup Türk bilim tarihi profesörü akademisyen diplomat ve yazardır.CHP ve MHP Çatı Adayı olarak meydanlara çıkan İhsanoğlu’nun karşısında bir yandan 28 Ağustos’ta Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Başkenti Ankara’da olan Çankaya Cumhurbaşkanlığı Köşkü’ne oturacak olan Recep Tayyip Erdoğan’ın Büyük Türkiye Projesi,diğer yandan da Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Eski Genel Başkanı Selahhatin Demirtaş’ın Radikal Demokrasi önerisinin yanında Çatı Adayı İhsanoğlu’nun “Sevgi ekmek için,birlik ekmek için,dirlik ekmek için,ekmek için Ekmeleddin” sloganıyla çıkış yapması ile ılıman olmasıyla birlikte heyecan yaratmayan,seçmenleri motive etmeyen düşük bir liderlik profilini ortaya koymuştur.İhsanoğlu’nun söylemlerinin ve konuşmalarının net bir hedef kitlesine ulaşmaması ve yürüttükleri kampanya süresince her kesimden oy almak adına sakin yumuşak geçişler yapması,çatı adayı sessiz ve beyefendi göstermiştir fakat kampanya süresince yeterince güçlü kılmamıştır.
Cumhurbaşkanlık Adaylarının kampanya sürecinde verdikleri mesajların ne kadar tutarlı ve net olması gerektiğini ortaya koymuşlardır.
Bununla birlikte kampanya süreçlerinde Recep Tayyip Erdoğan’ın net ve açık olan mesajları vardı.Kendi iktidar olan partisinin süreçlerinde Türkiye’nin yol aldığı ve kat ettikleri aşamaları birer birer anlatıyordu.Adaylık sürecinde ki bu başarılarının büyümesini vaat etmekten çekinmiyordu.Bu süreçlerin önceki Genel seçimlerde de kullandığı ve kendi seçmenlerinin de bunlara alışık olduğu bir stratejiydi.
Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Eski Genel Başkanı Selahhatin Demirtaş’ın da Yeni Yaşam Çağrısı adını verdikleri söylemlerin ilkelerin üzerinden kurmuştur.Adalete,demokrasiye,kadınlara,gençlere,yeşile karşı bakışlarını hep bu gibi ilkeler üzerinden ve çevresinden açıklamakla tutarlı ve ciddi bir söylem geliştirmeyi de başarmıştır.Vermek istediği mesajların da seçmende ciddi bir oturum sağlamıştır.Farklılıkların eşit bir şekilde ,gönüllü birlikteliği,tek bir mezhepçi anlayışa sahip olmayan,inanç özgürlüğüne ve barış’a gibi konuların bildirgesinde yer alması da seçmen üzerinde ciddi bir anlamda etki göstermiştir.
CHP ve MHP’nin Çatı Adayı olan Ekmeleddin İhsanoğlu’nun ortak bir çatı adayı olarak oturtmaya çalıştığı söylemlerde ve vermeye çalıştığı mesajlar da bir karışıklığın oluştuğu da gözlerden kaçmamıştır.Kendisinin konuşmalarında seçmenlere,Cumhurbaşkanlığı’nın icra makamlarının olmadığı vurgularını yaparken bir yandan da ekmek vurgusunu gündelik yaşamların mücadelesine göndermeler yapması da çatı adayın siyasi konumlandırılmasında da ciddi bir karışıklık yaratmıştır.Çatı Adayı ihsanoğlu’nun vizyonunda olanlar şöyle sıralanmıştır.Özgürlüklerin korunmasından,vatandaşlar arasında yaşanan ayrımcılıkların bitirilmesi ve son bulmasından gibi bölümlerden oluşurken bir taraftan da vatandaşların kredi kartlarının tüm borçlarının sıfırlanmasından söz etmesi ve konuşması da ,Cumhurbaşkanlığı icra makamı değildir söylemleri ile ciddi anlamda bir çakışmanın olduğu ve bu çakışmanın da seçmenlerde bir karışıklığa sebep olduğunu ortaya koymuştur.Bundan dolayıdır ki rakiplerinden farklılaşamayan söylemlerin de farkındalık yaratması da mümkün olmamıştır.Çatı Aday’ın söylemlerinin farklılaşmayı yakalamadığı ve bütünlükler içermediğinden dolayı seçmenlere de ulaşmamıştır.En önemlisi sebepte Çatı Aday’ın ciddi anlamda mitingler yapmaması ve sadece belirli bazı Televizyon programları ile sınırlı kalmasından dolayı da seçmenlere ciddi anlamda ulaşmamıştır. Sonuç olarak,CHP ve MHP’nin Çatı Adayı olan Ekmeleddin İhsanoğlu’nun seçim sonuçlarının kötü olmasının tek sebebi çatı adayı olmasından kaynaklı değildir,söylemlerinin doğru oturtulmaması ve konumlandırmasını doğru yapılamamasından kaynaklı bir durumdur.
Seçmenler eski yıllarda olduğu gibi farklı özellikleri itibariyle büyük seçmen grupların parçaları değiller,seçmenlerin davranış modelleriyle,düşünce yapılarıyla,bulundukları sınıf yapılarıyla daha küçük seçmen grupların parçasıdırlar.Tüm seçmenlerin düşünce yapılarını anlamadan ve bilmeden,konumlandırılan adayların seçmenlere ulaşma imkanları da yok denecek kadar azdır.
Adayınız her kim olursa olsun,seçmenin homojen bir bütün olarak kabul edildiği,farklılıkların da göz ardı edildiği seçim kampanyaların hiçbir zaman başarıya ulaşma şansları yoktur.
 
“Mehmet Kızılkaya”

YORUM EKLE