Barışın Onurun ve Namusun Dimdik Yiğidi Büyük Üstad “Ahmet KAYA”

Bugün günlerden 28 Ekim.Rahmetli Ahmet Kaya sevenlerinin “ Doğum Günü “ şarkısını,Rahmetli Ahmet Kaya için çaldıkları ve dinledikleri günlerden birine girmiş bulunmaktayız.
Türkiye Cumhuriyeti Ülkesinin karanlık dönemlerinde daha küçücük 6 yaşında olan Ahmet’in,babasının bağlamasını kendi eline alarak yola çıkmayı başaran büyük üstadın doğum günüdür bugün.
7 nüfuslu,5 çocuklu bir işçi ailenin en küçüklerinden olan Üstad Ahmet kaya,İlkokulu Malatya ilinde okudu.Müzikle ilk defa babasının eline aldığı sazıyla tanışmak nasip olmuştur.O küçük yaşlarda delicesine sımsıkı bir şekilde yapıştığı bağlamasıyla gün gelecek ki bütün herkesi kendisine hayran bırakacak ve herkesi karşısına alıp yakın tarihe adını altın harflerle yazdıracaktı.
Boş zamanlarında sürekli olarak müzikle ilgili olan Üstad Ahmet Kaya,ailesinin büyük metropol olan İstanbul’a göç etmeleriyle orta öğretim yıllarından sonra bu müzik işini profesyonelliğe dökmeye gönülden bir karar verdi.Tabi bununla beraber küçük bir yerleşim alanından büyük bir şehre taşınmalarının ve alışmalarının büyük sıkıntılarını yaşadılar. Üstad bu metropoller de yaşadığı sıkıntıları şöyle dile getirmekteydi.
“Onlarla ben asla konuşmuyordum çünkü onlarla konuşamıyordum. Onların hepsinin giyimleri başkaydı,konuşmaları bambaşkaydı.Bende onlar gibi konuşmaya çalışıyordum.Mesela orada terziye gidip,onlar gibi kendime pantolon diktirmeye filan başlamıştım.Terzinin yaptığı diktiği pantolonlar benim üzerime olmuyordu.Onlara çok yakışır bana yakışmazdı.Bir kız vardı bizim okulda;herkesin büyük bir aşkı vardır,çocukluk aşkı olur ya.Bir gün bende gittim dedim ki: “Biraz seninle konuşsak beş dakika,kaçıyorsun her zaman… “ Bana dedi ki : “Rica ederim.” Tabi o söz öyle bir ağrıma gitmişti ki:” Ben de sana rica ederim, “ dedim… Tabi ben de o zaman onun anlamını bilmiyordum,yani ben o sözü bir küfür zannetmiştim. “
Üstad Ahmet Kaya,uzun uğraşlar sonucu çıkardığı “ Ağlama Bebeğim “ albümünün sansürden geçmesinin gazetelerde boy boy yer almasıyla, Üstadın eserinin yayılmasına ve duyulmasını önemli kılmıştır.Bundan dolayı da iyi bir fırsat oluşmakla beraber ilk albümünde büyük beğeni topladı.İlk büyük patlaması da geniş kitlelere ulaşmasını sağlayan albüm,1985 yılında yapılıp 1986 yılında piyasa da yerini alan “ Şafak Türküsü “ oldu.
Büyük Üstad,bir sanatçının kendi işini doğruyu,olduğu gibi halkların bütününe aktarmak olduğunu savunmaktan geri kalmadı yıllar boyunca.Büyük Üstadı en çok yaralayan vatan hainliğiyle suçlanması oldu.12 Şubat 1999 yılında Magazin Gazetecileri Derneği’nin gecesinde sahneye çıkarak ödül alan Ahmet Kaya,şarkısına Kürtçe klip hazırlayacağını açıklayınca aralarında başta Sertar Ortaç’ın bulunduğu bir çok kendini bilmez haysiyetsiz grup tarafından protesto edilmişti.Büyük Üstad Ahmet Kaya’ya tepkileri artmış,üzerine çatal bıçak fırlatanlar olmuştu.Kendi aracını dahi otoparktan almadan,çevredekilerin “sakın burada durma devam et” bağrışları arasında bindiği taksiyle o gecenin karanlığından kaybolmuştur.Tabi sonrasında gelen onca tehditler,telefonlar ve mektuplar sonrasında eşiyle ve ailesiyle beraber çok zor günler geçirmişti büyük Üstad.
Büyük müzik ustası,barışın onurun namusun dimdik silahı olan Büyük Üstad Ahmet Kaya,çok sevdi memleketini topraklarını terk etmek zorunda bırakılmıştı.Her fırsatta her durumda her şekilde bu ülkeyi bu toprakları bu memleketi ne kadar çok sevdiğini ve tek arzusunun kendi ülkesinin topraklarında ölmek olduğunu dile getiren Üstad,kendi vatanına kendi toprağına hasret gitti bu dünyadan.
Büyük Üstad Ahmet Kaya,kendi ülkeme yine kırgın değilim diyordu.Tıpkı sürgünlere gönderilmiş diğer büyük sanatçılarımız aydınlarımız gibi “Memleketim” diyerek bu hayata gözlerini yumdu.
Küçük yaşlarda, “ 6 yaşın da bana bağlama aldığı için belki de en büyük suçlu babamdır “ diyen bir Üstad artık yoktu.Şarkıları yorumları şiirleri artık nesilden nesle aktarılmakta.
Geç bulunup çabuk yitirilen bir değerdir. “ BÜYÜK ÜSTAD AHMET KAYA “
Büyük Üstad Ahmet Kaya 1999 yılında Fransa’nın başkenti olan Paris’te ki bir basın toplantısında şunları dile getirmiştir.
Bir gün birileri nasılsa Kürt asıllı olduğu için Kürtçe bir tek şarkı söylemek isteyen bir adamın hiçbir ülkeyi bölmediğinin öyküsünü yazacak ve bu öyküyü okuyanlar şarkı söyleyen insanlardan ve şarkılardan korkulmaması gerektiğini anlayacaklardır. Süren mahkemem nedeniyle sizlerle bire bir konuşamamanın,sorularınıza açıklıkla tek tek cevap verememenin sıkıntısıyla yazdığım ve okuduğum bu uzun metnin, bu monoluğun beni birazcık da olsa ifade edebileceği umudunu taşıdığımı söylemeliyim.
Ben klasik bir kadere teslim olmak istemiyor ve öldükten sonra değil, şimdi anlaşılmak istiyorum. Beni doğru anlama yolundaki en küçük bir çabayı, bir sağduyu ve bir hoşgörüyü çok özlediğimi ve bunu içinde taşıyan herkesi içtenlikle selamladığımı söylemek istiyorum.
Yeni bir çağın eşiğinde,ben,acı ile sınanmış,başta Kürt halkı olmak üzere, tüm halklarının, artık yüzlerini dağlara dönüp ağlamasını istemiyorum!
Beni anlayabiliyor musunuz?
Hepinize bütün içtenliğimle teşekkür ediyorum. 
Büyük Üstad Ahmet Kaya,onuruyla,büyük bir duruşuyla,vazgeçilmez derin sesiyle,haksızlığa başkaldırışıyla,derin ve kocaman bir yürekliliği ile hepimizin gönlünde taht kurmuş büyük bir adamdır.
Hiçbir yanlış yapmayan Büyük Üstad Ahmet Kaya’nın yalnızca Kürdüm ve Kürtçe bir şarkı yapacağım dediği için başına bu kadar felaketlerin gelmesi sizce doğal mı ?
Ailesinden,annesinden,kardeşlerinde,ülkesinden,dostlarından,çocuklarından,eşinden ve en yakındaki insanlardan ayırmak için bir sebep miydi gerçekten ?
Makale mi Üstadın güzel ve değerli sözleriyle noktalamak istiyorum.
"Barış ve barış yanlısı insanlar onurun ve namusun dimdik silahıdırlar.
O yüzden biz aşkla sevdayla kavgayla büyüdük. Bu yüzden sakın ola ki barışı teslimiyet gibi düşünenler böyle bir gaflete düşmesinler.Biz sevdayı da kavgayı da iyi biliriz."
 
“ Mehmet Kızılkaya “

YORUM EKLE