18 Ocak 2021 Pazartesi

İSLâM VE ÇOK SESLİLİK

25 Temmuz 2012, 01:23
Bu makale 2721 kez okundu
İSLâM VE ÇOK SESLİLİK
İslâmiyet’in kaynak mesajında, Arap toplumu gibi görece bedevî bir kavmin çelik bir çekirdek etrafında ördüğü feodal kültürünü yok etmek, en azından reforme etmek gibi bir içerik saklıydı. Donmuş bir toplum görüntüsünü taşıyan Arap feodalizmi, Hz. Peygamber’in devrimci taktikleriyle kısa zamanda çözüldü. Pagan döneme ait hurafeleri, putperestlik’i, kadınların tecridi gibi sorunları hızla aştı. Dünya tarihinde özgün bir devrim gerçekleştiren Peygamber, İslâm vasıtasıyla sadece Arap toplumunu değil, günümüzde 1 milyara yakın mensubu bulunan Müslümanların yaşamlarında radikal bir değişiklik yarattı.  Pro-aktif bir dinin mensupları olan Müslümanlar bilim tarihine, en azından İbn Rüşd’ü düşünecek olursak, modern medeniyetin meşalesini coşkuyla tutuşturulanlar olarak geçti. Bilimin altın çağına ait minyatürlerde, örneğin, bir hocanın etrafına topladığı talebelerine, çağındaki en güncel astronomi bilgilerini heyecanla öğretirken görmek sıradan bir manzaraydı.
 
Elbette İslâmiyet’in bilim felsefesinde başat düşünce bilimin temel görevinin Allah’ı daha iyi anlamak veya moda tabirle söyleyelim, bu konuda insanlarda ‘farkındalık’ yaratmaktı. Bilim kutsal görülüyordu ve bu yüzden medreseler camiler etrafında örgütleniyordu. Bilimin ortaya koyduğu gerçekler Allah’ın sayısız tecellisine işaret ediyordu.
 
Kuşkusuz günümüz insanı İslâm’daki bu tür pratiklerin katı bir teoloji meydana getirdiğini düşünecektir. Ama Müslümanlar sadece nakli ilimlere yüzlerini dönmediler. Yunan geleneğindeki mantık (logic)’la da epey uğraştılar. Başka kültürle etkileşim, elbette insanın idrakinde ‘gerçeklik’in farklı veçhelerini ortaya çıkarıyordu. İslâm’daki tarikat ve mezhepleri, belki de, bahsettiğim bu çok-sesliliğin izlerinde aramak lazım.  
 
İslâm’daki katı ortodoksinin başlangıcı, klasik değil modern zamanlara aittir. Hz. Peygamber’in temellerini attığı bu devrimci ruha Müslümanlar maalesef sonradan ihanet ettiler. Çok-seslilik’in bastırılması adına bazı âlimler, (meselâ İbn Teymiyye)  insanlık tarihinde entelektüel bir dev, bir filozof olan İbn Arabî’yi ‘kâfir’ ilan etti. Oysa İbn Arabî hakkında günümüzde tonlarca kitap yazılıyor.
 
 Tabii ki, Gazalî’nin yaptığı yalnızca ortodoksiyi konsolide
etmek oldu.  
 
İslâm’ın başlangıçta, sosyolojik bakımdan feodalitenin dibini yaşayan bir toplumu (ya da kavmi) birkaç yüzyılda Endülüs’e taşımasındaki etken enerji, birkaç âlimin ‘akidevî’ takıntıları yüzünden tüketildi. Elbette gözden kaçan bu olgu, sonradan İslâm’ın katı bir hoşgörüsüzlük içine gömülmesini beraberinde getirdi.
 
Müslümanlar arasında ‘öteki’yi yok sayan algının türediği kökeni açıklamaya çalışırken, suçu ‘dış mikrak’larda aramaya gerek yok. Bir Sünni bugün, bir Alevî’yi anlamıyorsa bunun suçlusu kendisidir.  Alevîlere, gökten zembille inmişler gibi, bu toprakların halkı değilmiş gibi muamele ediyoruz.
 
Kendi inançlarımızın esaslarını, kodlarını Alevîlere dayatmak, yukarıda verilen açıklamalarda belirtildiği gibi İslâm’ın bir iç sorunudur. Bu mantığın Katolik kilisesinin yer-merkezli doktrininden hiçbir farkı yoktur. Bir Galilei bütün sistemi yıktı.
 
Türkiyedeki Müslümanları, Ebul-ala-Afifi’nin şu sözleri üstünde düşünmeye davet ediyorum: İslâm sadece Kur’an ve Hz. Peygamber’in hadislerinde açıklanan bir doktrin bütünü değildir, ya da herhangi bir devirde, Sünnîlik gibi bir mezhep tarafından en iyi şekilde temsil edilmiş bir din de değildir; o mensupları tarafından kabul edilmiş ve halen de kabul edilegen canlı ve diri bir dindir”
 
Dünya, kâinatın merkezinde olmadığı gibi, kafamızdaki şablonlar da bütün meseleleri çözmeye ehil değildir.
 
Bütün okurların mübarek Ramazan’da bereket ve saadet içinde olmalarını temenni ediyorum.

YORUM YAZ

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

      Yorumlar
      Toplam 2 yorum mevcut

    • mesut 8 yıl önce yorumlandı

      bilimin ortaya koyduğu gerçekler allahın sayısız tecellisi ibaresi harika
      ötekileştirme müslümanların kalıcı hastalığı gibi görünüyor

    • DOST 8 yıl önce yorumlandı

      müslümanliğin dünya tarihin sinmiş en büyük din olduğu herkesçe bilinsin dinin dayandiği temelleri doktrinleri iyice idrak edersek müslümanliğin hak ettiği yere geleceğini söyleyebiliriz.

    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SAYFALAR
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV