Meclis’te bizlerde en sistem dışı konuşmaların BDP’li milletvekillerince yapıldığı intibaı oluşur. Daha çok Kürt sorunundan kaynaklanan konuşmalar yapıldığı için farklı talepler ya da söylemler söylendiği sanılır. Mesela Diyarbakır’da polis panzeri ile ezilen bir gencin otopsi raporuna karşın valinin biri ihtiyatlı iki açıklamasına yapılan tepkiler bu minvaldedir. İnsan hakları ve demokrasi ilkeleri açısından yapılan konuşmaların salt BDP tarafından yapıldığı şeklinde bir izlenim olabilir. Ancak tüm bunlar BDP’nin sistemi sorgulayan veya sistemi değiştirmek isteyen bir stratejiyi benimsediği için yapıldığını düşünmüyorum. Ortada bir parlamentarizm sorunu var daha çok. Hangimiz milletvekili olacağız? Belediye başkanı hangimiz olacak? İçimizde valiler kim olacak? Belki de bir çeşit senato olursa hangimiz senatör olacak? Ben tüm söylemlerin bu dava çizgisinde sürdüğünü düşünüyorum. Salt BDP değil, Meclis’teki tüm siyasi partilerin ilk amacı bunlar.
Ve ülke bir çeşit “başkanlık” sistemine doğru yol almaktadır. AKP ve Başbakan’ın niyeti tamamen böyledir. Bu konuda en büyük desteğin BDP’den geleceğini düşünüyorum. Amaç yine belli yerleri yönetmek ve parlamenter olmak. Âdemimerkeziyet ya da güçlendirilmiş bir nevi yerel yönetim sistemiyle de yerel meclislerde çeşitli unvanlar (isimler) altında esasında parlamenterliği garanti etmek düşüncesi insanoğlunun aklında hâkimdir.
Esasında Kürt ya da Türk, avukatsız, kimsesiz, baldırı çıplak, topraksız, işsiz, ayaktakımı, yoksul insanları düşünen içimizde kaç kişidir? Eski tüfek sosyalist olup BDP’den seçilmiş Türk parlamenterlerinin bırakın sosyalist talepleri, ezilenlerin mevcut oligarşiyi yıkmaları için ne tür çalışmaları olmuştur? Parlamento dışındaki bazı sosyalist etiketli siyasi partilerin veya hareketlerin BDP demeçlerini ya da Kürt hareketinin söylemlerini demeçlerle destekleyerek gündeme gelebildiklerini hepimiz görüyoruz. Yaptıkları tek şey BDP’lilerin katıldığı toplantılarda yanlarında oturmak ya da kendilerine de bir söz verilme olanağını sağlamak olmaktadır. Kameralara karşı iyi pozlar verilerek sosyalist mücadele verdiklerini düşünmüş olabilirler oysa gerçekte bu böyle midir? Hele artık HDK ve HDP diye iki oluşumu Kürt hareketi kurmuş oldu. Çeşitli kesimlerce bir araya gelindiği iddia edilse de bunun temeli Kürt hareketidir. Tüm sol ve diğer muhalefeti içinde toplayacağı büyük bu şemsiye esasında yine BDP’nin isim değiştirmiş şeklidir. Yine bazı şanslı Türk solcuları veya diğer (içlerinde İslamcılar dahi olacaktır) muhalif gözükenler Kürt oylarıyla parlamenter olmaya devam edeceklerdir. Yani ortada ne türlü bir savaş ya da barış ortamı olsa dahi “kurnaz adam” teorisi gereği ezilenler, İslam, ayaktakımı, kadın, gençlik, ekoloji, cinse yönelim, aydın, Kürt, Türk, demokrasi, insan hakları, vatan, millet, Sakarya, Diyarbakır adına yani bizlerin adına bazı şanslı insanlar kırmızı koltuklarda ya da kırmızı plakalarda (burada renk önemli değil) olacaklardır. Ya bizler ne olacağız? Türklük, Kürtlük veya yurttaş adına yine en altta ve bir hiç olacağız. Bizler adına hep onlar konuşacaklar ve biz daima onları seçeceğiz.