İKTİDAR SARHOŞLUĞU


AKP’nin reformist yönünü terk edip devletin esas sahibi olmasıyla ülke özgürlükler ve demokrasi kazanımları açısından eski dönemlerine dönmüş oldu. AB idealleri vesaire beklentiler birer sahte amaçlar olarak gözüküyorlar. Askeri vesayete dayalı ve dindar(!) militarist inşası bütün hızıyla devam ediyor. Osmanlılığa rücu edilerek Türk ve İslam hâkimiyeti çok etnikli ve inançlı bir ülkede eşitsizliğin kaynağı olmaktadır.
AKP bu ülkede bırakın Kürt sorununu savunmacısı olduğunu(!) başörtü yasağını dahi kaldıramamıştır. Kanunsuz ve idarecilerin toleransına dayalı bir “göz yumma” ile başörtü (türban) meselesi çözülmüş kabul ediliyor. Milli Eğitimdeki son kılık kıyafet yönetmeliği bile tektip elbise zorunluluğunu ortadan kaldırma dışında pek bir yenilik getirmemiştir. Düşünce, ifade, inanç özgürlüğü temelinde olaylara bakış açıları yoktur. “İdare etmek ve göz yummalar”a dayalı yöntemlerle ülke yönetilmek istenmektedir. Bu ülkede TRT Şeş’in bile yasal dayanağı bulunmamaktadır.
AKP artık doğru söyleyen siyasetçilerini devre dışı bırakmaya başlamıştır. AKP Diyarbakır il başkanının (Halit Advan’ın) söyledikleri bölgedeki bir belirlemeyi anlatmaktaydı. İlan edilmemiş bir OHAL’ın yaşandığı bölgede dindar Kürtler bu saatten sonra-çıkarsal ilişkileri yoksa?-neden AKP’ye oy versinler? Gerçekten de AKP’ye oy verenlerin önemli bir kısmı BDP’ye oy verecektir. Radikal İslamcılar dahi AKP ile BDP arasında tercih durumunda BDP’ye yönelmektedirler. AKP bölgede vazgeçilmez değildir ve oylarının arttığı iddiaları da her an değişmeye de müsaittir. Üstelik Mustazaflar “Hüda Par” adıyla siyasi parti kurdular. En fazla AKP’ye giden bir kısım dindar oylara talip olacaktır. Ülkede her düşüncenin, illegalde de olsa, faşizm dışında tüm düşüncelerin legal alanda örgütlenmesi demokrasinin kriterlerindendir. Hizbullah bile olsa legal alana geçip demokratik siyaset yapmak isteyenlere bu olanak tanınmalı ve demokrasinin temel taşları sağlam tutulmalıdır. Ve bir adım daha ileri giderek faşistlerin bile legal alanda örgütlenmelerini, düşüncelerini söylemelerini demokrasinin bir gereği olarak görmek gerekir. Çünkü demokrasilerde her alanda (şikâyet etmek dâhil) halka gidilir, asıl değerlendirmeyi de o yapar.
Uzun sözün kısası AKP iktidar olmanın zevkini tatmıştır ve bunu demokrasi, insan hakları, özgürlükler alanında ilerlemeler amacında kullanmamaktadır. Devletle bütünleşerek adeta laikçi Kemalist rejimin dindar Kemalistleri olmuştur. Başbakanın medya ve yazarlar için söylediklerine bir bakınız: “Attığınız başlıklar ile yazdığınız yazılarla meydanı boş bulup dolaşacak mısınız?” Üstelik hedef aldığı kesim zaten merkez medya, yani sistemin medyası(dır). Onların haberlerine ve yazılarına dahi tahammül edilmemektedir. Gerisini artık siz düşünün.