Mardinliler İdam Kararlarını Kınadı

MARDİN

Mardin STK Platformu, Mısır cuntasının 529`dan 37 kişiyi infaz kararı ve 683 yeni idam kararları vermesini düzenlediği kitlesel eylemle kınadı ve Mısır halkının haklı mücadelesini destekledi.

MARDİN – Mısır cunta mahkemesi tarafından verilen idam kararlarına toplumun her kesiminden ve değişik platformlardan tepkiler gelmeye devam ediyor.
Mardin STK Platformu öncülüğünde Karayolları Parkı Miting alanında bir araya gelen yüzlerce kişi, söz konusu kararı kınayarak Mısır halkına destek verdi. Kitlesel eyleme Mardin Milletvekili Abdurrahim Akdağ da katıldı.

"Rabia" işareti yapan grup, “"İhvan`a selam, direnişe devam", "Katil Sisi, Mısır`dan defol", “Seyyit Kutup El-benna selam olsun İhvan’a” , “Müslüman kardeşler yalnız değildir” ve “Zalimler için yaşasın cehennem” şeklinde sloganlar attılar.

“Binlerce insan katledildi, zindanlara atıldı”

Saat: 17.00’de başlayan kitlesel eylemde basın açıklamasını Mardin STK Platformu adına Mustafa Aydın okudu. Mısır’da hür seçimlerle ilk defa Cumhurbaşkanı seçilen Muhammed Mürsi’ye yapılan askeri darbeden sonra meydanlardaki meşru halk direnişinin de silahla bastırılmaya çalışıldığını hatırlatan Aydın, Rabia ve Nahda meydanlarında altı binden fazla masum insanın katledildiğini, kadın çocuk, yaşlı demeden on binlerce insanın zindanlara atıldığını söyledi.

“İftira ve mesnetsiz suçlamalarla sindirmeye çalışıyor”

Cunta yönetimi şimdi de iftira ve mesnetsiz suçlamalarla mahkemeler üzerinden muhalif gördüğü kişileri idamla sindirmeye çalıştığını ifade eden Aydın, Daha önceden idamına karar verilen 529 kişiden ise 37’sinin idam cezası onanırken, 492’sinin cezaları müebbet hapse çevrildiğini söyledi. Aydın, mahkeme şimdi de 683 kişinin daha idamına hükmettiğini hatırlatarak, ölüm cezası alanlar arasında İhvan Lideri Muhammed Bedii’nin yer aldığını söyledi.

“Bir Musa, bir asa mutlaka çıkacaktır”

Aydın sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün bizler, tarihe not düşecek çok anlamlı ve hayırlı bir iş için buradayız. Mısır cuntasının, uyduruk suçlamalar ve emir kulu mahkemelerle vermiş olduğu idam ve müebbet kararlarını geri çekmesi için buradayız. Darbeci Sisi, zindana tıkadığı on binlerce insanı ve emrindeki mahkemelerin verdiği müebbet hapis ve idam kararlarını Cumhurbaşkanı seçilebilmesi için bir şantaj ve pazarlık malzemesi olarak mı kullanmak istiyor? Can, Kan ve zindan üzerinden cumhurbaşkanı değil yalnız ve yalnız diktatör olunur, Firavun olunur. Mısır halkı tarihte olduğu gibi kendi içinden bir Musa, bir asa ve bir yed-i Beyza mutlaka çıkaracaktır. Mısır’ın Hüsnü Mübarek ve Enver Sedat dönemine geri götürülmesi en büyük gericilik ve Mısır halkına en büyük zulümdür.”

“Darbenin ardından ABD, Avrupa Birliği, İsrail ve zengin körfez ülkeleri vardır”

“Temel hak ve Özgürlükler, demokrasi, hukuk ve insan hakları sadece batılı ülke vatandaşları için mi vardır?” diye soran Aydın, Mısır’daki askeri darbenin arkasında ABD, Avrupa Birliği, İsrail ve zengin körfez ülkelerinin olduğunu belirtti.

ABD, Ey Avrupa Birliği, Ey Suudi ve körfez şeyhleri, Petro-dolar sahibi ülkelere ve küresel sömürgeci güçlere ve yerli işbirlikçilerine seslenen Aydın, “İslam dünyasının ve hatta bütün insanlık coğrafyasındaki katliamlardan, askeri darbelerden, hak ihlallerinden ve kaynakların talan edilmesinden siz sorumlusunuz. Filistin topraklarının 66 yıldır işgal edilerek Filistinlilerin sürgün ve esarete mahkûm edilmesinden siz sorumlusunuz. Irak diktatörü Saddam’ın’ın sekiz yıl boyunca İran’a saldırması ve akabinde Kuveyt’im işgale yeltenmesinden ve bugünkü kaostan siz sorumlusunuz. Kuzet Afrika ülkelerinin kendi diktatörlerini devirmesinden sonra kendi iradeleriyle yönetimlerini kurmalarını zorlaştıran ve kargaşa çıkaranların arkasında siz varsınız. Ukrayna’daki, Kırımdaki, Gürcistan’daki ve Çeçenyadaki acımasız sabotajlar, işgaller ve darbe girişimleri sizin eserinizdir. Afrikalı, Asyalı, Güney Amerikalı ve İslam ülkelerinde yaşayanlara layık gördüğünüz sadece sömürü, talan, dikta rejimler ve baskıcı askeri yönetimler midir? Ta sykes-picot’tan beri İslam ümmetini sun’i sınırlarla parçalayıp birbirlerine karşı kışkırtan ve birbirlerine yakınlaşmaları halinde sabotaj ve darbelerle birbirine kırdıranların sizler olduğunu artık hepimiz biliyoruz.” dedi.

“Meşru, haklı ve onurlu mücadelelerine katkıda bulunmalıyız”

Sık sık tekbirler ve sloganlarla sözlerini kesilen Aydın sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye olarak kendi iç dinamiklerimizle başlattığımız Demokrasi, Barış ve Kardeşlik çabalarımızın küresel şer güçlerinin içerideki işbirlikçi yapılarla nasıl sabote edilmek istendiğini artık hepimiz görmekteyiz. Demokrasi havarileri ve İnsan Hakları komiserleri nerede? Binlerce Mısırlı Müslümanın hayatı bir Beyaz Adam etmez mi? Mısır’daki askeri darbe ve sonrasında mahkemelerin verdiği uyduruk kararlar karşısında varlık göstermeyeler; başta BM Güvenlik Konseyi ve Avrupa Birliği olmak üzere uluslararası kuruluşların değerler açısından iflas ettiği bir kez daha ortaya çıkmıştır. Sivil, silahsız ve barışçıl mücadeleyi sürdüren Mısır halkına karşı çağdaş Firavunluğa soyunan General Sisi’nin bu katliamlarına sessiz kalan, ikircikli tavır sergileyen ve hatta destekleyen tüm kişi, ülke ve güçleri tarih affetmeyecektir. Hepimiz, her yerde ve meşru olan bütün yollarla Mısır ve Suriye halkının bu meşru, haklı ve onurlu mücadelesine katkıda bulunmalıyız.”

“Mısır meydanları yeni tarih yazmayı öğretti”

Mısır halkının silahsız, barışçıl, meşru ve kutlu mücadelesinin herkesi eğittiğini dile getiren Aydın, “Mücadele azmimizi bilemekte, rehavete kapılan bedenlere dinamizm, zihinlere ruh üflemektedir. Mısır halkı, tercihlerini ve iradelerini gasp eden darbecilere direnirken başkalarının haklarına tecavüz etmediler, yakıp yıkmadılar, talan ve yağmada bulunmadılar. Sadece ve sadece bize yapılan zulmü, haksızlığı reddediyor, hukukumuzun ve irademizin arkasında duruyoruz dediler.

Onun için diyoruz ki; ‘Sivil itaatsizlik’ için cevap arayanlar Mısır’ın fedakâr halkına baksınlar, ‘Demokratik olgunluk’ arayanlar Mısır’ın İhvan mensuplarına baksınlar. ‘İsyan ahlakını’ merak edenler Mısır’ın direnen gençlerine baksınlar. Söz ve İman gücünün silah gücüne boyun eğmediğini anlamak isteyenler Mısır’ın şanlı direnişine baksınlar. Meşru hak aramanın şahikasını, mazlum olarak ölürüz ama asla zulmetmeyiz prensibinin pratiğini görmek isteyenler Mısır’a baksınlar. Başta Rabiatül Adeviye ve Nahda olmak üzere Mısır meydanları yeni tarih yazmayı öğretti. Dünyevileşmeyle kuruyan kalplerimize adeta şuur ve ruh üfledi. Şehit İmam Hasan el Benna’nın tam 86 yıl önce 1928’de kurduğu ‘Müslüman Kardeşler’ teşkilatı, bugün tüm İslam coğrafyasında saygı ve takdirle karşılanmaktadır. Hasan El Benna’ların, Seyyid Kutup’ların, Abdulkadir Udeh’lerin şehadet kanları, kuraklıktan çatlayan tüm İslam coğrafyasını sulamakta; Tevhid, Adalet, Ahlak ve Özgürlük için kıyamın motoru olmaktadır.” diye konuştu.

“Bizler meşru taleplerin arkasındayız”

Mardin’de hizmet veren vakıf, dernek, oda, sendika ve gönüllü teşekküller olarak hukukun, vicdanın ve inancın sesine kulak vererek burada toplandıklarını bir kez daha hatırlatan Aydın, “Bizler mazlum kardeşlerimizin meşru taleplerinin arkasındayız. Kalbi, kavli ve fiili dualarımızla onları desteklediğimize ve destekleyeceğimize söz veriyoruz. Bundan sonra da protestolarımız ve gösterilerimiz devam edecektir. “ diyerek konuşmasına son verdi.

Yapılan basın açıklamasının ardından dua okundu. Duanın ardından toplanan kalabalık sesiz bir şekilde dağıldılar.

(M. Salih Keskin – İLKHA)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.