SÜREÇTE SON DURUM

Bir yıldan fazladır devam eden barış süreci boyunca çatışma olmaması az bazı kesimlerce çeşitli şüphe ve tedirginlikle karşılansa da, ölümlerin olmaması, nisbî bir huzurun oluşması Türkiye toplumunun ezici çoğunluğu tarafından memnuniyetle karşılandığı söylenebilir. Her seçim öncesi PKK/BDP, Ak Parti hükümetini ve dolaysıyla Başbakan R. Tayyip Erdoğan’ı “köşeye sıkıştırma” adına bazı eylem ve silahın tabir yerindeyse ucunu gösterme çabası içine girdiklerini barış süreci döneminde de gördük.
BDP 30 Mart seçimlerde umduğu oy oranına ulaşamamış olsa da kazandığı belediye sayılarını artırdı. Ak Parti ise bölgede oy oranlarını artırdı. Ayrıca tüm açık/kapalı muhalefete rağmen ülke genelinde aldığı %45,5 oy oranı ile ülke genelinde barış sürecine dair geliştirdiği politikaların onaylandığı sonucunu çıkarmak mümkündür. O halde çatışma halinden sonuç itibariyle fayda sağlayan kesimler hariç, barış sürecinin taraflarının ve halkın büyük bir kısmının faydasının/onayının olduğunu söyleyebiliriz.
Peki, son günlerde yol kesmeile başlayan ve asker/sivil kaçırılmaları ile devam eden; yaşı küçük diye PKK saflarına katılan çocukların geri getirilmesine yönelik ailelerin eylemleri ile taraflar arasında oluşan gerginlikleri nasıl yorumlamak lazım? Barış sürecinin akıbeti ile ilgili ufak da olsa endişeler dile getirilse de bunun siyasetteki gelişmelerle ilgili taraflarınbirbirlerinden “ödünler” koparmaya yönelik hamleler olduğu tahmin etmek zor değil.
Beşir Atalay hükümet adına başından beri barış sürecinin başında olan kişisi. “çözülme sürecinde ikinci aşamaya geçildi” ifadesi ile son yaşanan gerginliklerin barış sürecine bir zarar verecek boyuta ulaşmayacağını ve muhtemelen PKK’yi silahsızlandırma için kalıcı ve somut adımlaratılacağını anlamak mümkündür.
Ayrıca Abdullah Öcalan’la yapılan HDP’li milletvekillerinin yaptığı görüşmede “süreci provoke edecek tutumlardan alabildiğine kaçınmaya, dikkatli ve duyarlı davranmaya” çağırması da barış umutlarının güçlenerek devam edeceğini göstermektedir.
Ak Parti/Hükümet’in içinden çıkacak adayın en güçlü cumhurbaşkanı adayı olduğu ve büyük ihtimalle ilk turda kazanacağı düşünülmektedir. Ak Parti’nin adayının ise Başbakan R. Tayyip Erdoğan olacağı neredeyse banko. CHP/MHP’nin kesin karşı olacağı Başbakanın ilk turda kazanması için BDP oylarına ihtiyaç duyduğu herkesçe malumdur.
Ak Parti iktidarında Kürtlerin cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde olmadığı kadar kazanımlar elde ettiğini ve bu kazanımların elde edilmesinde Başbakan R. Tayyip Erdoğan’ın siyasi vizyonu ve iradesi sonucu oluştuğunu BDP’li seçmenlerdahil tüm Kürtler farkında. Dolaysıya Ak Parti iktidarında gerek Türkiye’deki demokratik gelişmeler, gerekse Kürt sorunu alanında oluşan ilerlemenin devam etmesi ve kalıcı barışın oluşması için R. Tayyip Erdoğan’ın güçlü bir siyasi aktör olarak yoluna devam etmesi Türkiye’deki huzurun sükunun ve başta bölge insanının hayrına olduğunu söylemek gerek.
Son olarak on binlerce can ve yüz milyar dolarlarca mal kaybına sebep olan bir sorunun çözümü adına atılan barış adımlarının hele halkın büyük kesiminden kabul görmesini de kattığımızda devam edeceğini ve sürecin her iki tarafının da kazanımları heba etmeyeceğini söylemek mümkündür.Kısaca barış gittikçe daha yakınımızda diyebiliriz.

YORUM EKLE