Sonsuzluğa Uzanan Güneşle Kutsanmış Şahinler Yuvası

Dünyanın kaç şehrinde Sümerlerden Urartular'a, Roma'dan Bizans'a, Selçuklular'dan Osmanlı'ya onlarca uygarlık iz bırakmış, birbirinden farklı pek çok dil ve din hoşgörü içinde birarada yaşamıştı. Ve bizim evimizde artık bizim için inanç ve kültür turlarının ortasında bir durak olacaktı. Öyle bir şehir ki bu evin balkonundan bakınca Taşa oyulmuş, güneşle kutsanmış bir şehir... Sonsuzluğa uzanan… Bir şahinler yuvası… Tarih boyunca kavimlerin karışıp kaynaştığı, farklı dillerin ve dinlerin yankılandığı bir eşik. Kesme taştan eşsiz yapılarıyla eteğine kurulduğu dağı bir gerdanlık gibi kuşatan Mardin, zaman tünelini andıran dar sokaklarında görkemli geçmişin izlerini taşıyor. Asıl evin damına çıkınca gördüklerim tam bir şaheserdi. Artık benim için Mardin başı yıldızlara değen ünlü kalesinin eteklerinden Mezopotamya’ya kadar sıçrayarak inen sarı taştan bir çağlayandı. Ne zaman yıkanacaktım bu medeniyet çeşmesinden aka sudan.
İki gün olmuş artık ama hala Mardin de bir yabancı idik. Eşyalarımız bugün gelecekti. Ha geldi gelecek derken kamyon gelmişti artık. Babam eşyayı nasıl taşırız düşüncesinde iken birden tüm mahalleli aracın başını sarıvermişlerdi. Yedi den yetmişe herkes bir parça eşya alarak bir çırpıda taşımışlardı eşyaları. İşte o an aklımızda uyanan tek fikir şu idi kabullenilmiştik artık. Yabancı değildik biz basmışlardı dört garip serçeyi bağırlarına.

YORUM EKLE