Ortadoğu’da Dengeler ve Kürtler


Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti Devleti geçiş sürecinde de tekabül eden 1.Dünya Savaşı sonrasında Ortadoğu’da yeni dengeler kurulduğunda Kürt halkı tarihi bölünmüşlük zaafını da aşamadığından kendisini de ülkesinde söz ve kararlar sahibi yapacak egemenlik araçlarını yaratamadılar.
Güçlü petrolü olan yataklarına,zengin su kaynaklarına sahip ve tarıma elverişli olan geniş arazilere sahip Kürdistan’ın parçalanmasının ve kendisinin de statüsüz bırakılmasının da önünü alamadılar.
Soğuk savaşın devam ettiği zamanlarda,2.Dünya Savaşı sonrasında da aynı şeyler tekrardan yaşanmaya devam etti.Parçalanmış olan ve statüsüz olarak bırakılmış Kürt halkının sorunları ve acıları da kat kat artmaya devam etti.Kürt halkı 1923 yılında olduğu gibi de 1945 yılında Yalta’da uluslararası güçlerin çıkarlarına kurban edilmekten kurtulamadılar.
Lozan’da Büyük Kürdistan Güneybatı,Kuzey ve Güney olarak üç parçaya ayrıldı.Güneybatı Kürdistan tarafı Fransız mandası altında bulunan Suriye’ye,Kuzey Kürdistan parçası da Batı sisteminin vesayeti altında olan Türkiye’ye,Güney Kürdistan parçasını da İngiliz mandası altındaki Irak’a bırakıldı.İşin ilginç tarafı da şudur ki,iç dinamikleri ‘Ulus Devlet’ kurulmasına izin vermeyen bu devletleri Batı emperyalizmi kendisinin çıkarları doğrultusunda ite kaka zorla yarattılar.Kürtler ise umursanmadı orda.
2.Dünya Savaşı sonrasın da Sovyet Rusya,Amerika ve Avrupa tarafından Yalta’da kurulan yeni denge de bu kez İran Kürdistan’ı kurban edildi.
Sovyet Rusya,İran petrollerinden payına düşeni aldıktan sonrasın da Gazi Muhammed liderliğinde bulunan Kürt Cumhuriyeti’ni ezmesi için İran’a destek verdi.Bur da kaldı ki Mahabad Kürt Cumhuriyeti kurması için İran Kürtlerini desteklemiş olup harekete de geçirmiştir.Ama işleri de bitince onları tekrardan kaderlerine terk etmişler.
Geçen yüzyılda dünya siyasetine yön vermekte olan uluslararası güçler Yalta’da ve Lozan’da kurdukları dengeler de Kürdistan’a ve Kürtlere yer vermediler.Kürt halkını ve ülkesini kendi çıkarlarına kurban etmekte geri kalmadılar.
Kürt halkı yüzyıl kadar öncesinde ülkesi elinden alınmış,yer üstü ve yer altı kaynakları talan edilen,tarihsel hakları yok sayılan ve inkar-imha politikalarına maruz kalan Kürtler bu yüzden dünya insanlığın 20.yüzyıldan 21.yüzyıla geçiş süreçlerini direnerek geçirdi.
Kürt halkı,Kürdistan’ın dört parçasında da dişlerini tırnaklarına takarak direndiler ve geçen asırlar boyunca ağır bedeller ödediler.Bu anlamda da hem tarih sahnesinden silinmesine izin vermediler hem de hesaba katılması gereken ciddi bir güç halini aldılar.
Kürt halkının Ortadoğu’da yükselen bir güç haline gelmeleri sürecinde ise Sosyalist sistemin iflas etmesi ve Soğuk Savaş’ın sona ermesi tekabül etmektedir.
90’lı yılların başında dünyadaki yarım asırlık ‘Dehşet Dengesi’ sona erdi.Sovyet Rusya’nın elinde tuttukları kimi ‘yaşam alanlarından’ geri çekildiler.İki kutuplu sistemler çöktü.Ortadoğu,Afrika,Doğu Avrupa,Kafkasya,Orta Asya derken giderek tüm dünyada kaos ve dengesizlik halini baş göstermiştir.
Bu dengesizlik ve kaos hali   de 20 yıla aşkındır devam ediyor ve kesinlikle de en az bir 20 yıl daha da süreceğe benziyor.Her ne kadar Baltık,Doğu Avrupa ve mücavir alanlarında yeni dengeler inşa edildiyse de Afrika’dan uzak ve Asya’ya uzanan hatta yeni dengelerin de 2030’dan önce kurulmayacağı anlaşılmaktadır.
Dünyamızın yeni bir çağa geçiş sürecini,çalkantı ve çatışma yaratan sancılarını yaşamaktadır.Bu dengeler de eskiden olduğu gibi şimdi de kan ve göz yaşıyla kuruluyor.Dünyanın birçok bölgelerinde kıran kırana fazlasıyla savaşlar yaşanmaktadır.Bu yüzden kimi siyasal gözlemciler bu dönemi de 3.Dünya Savaşı olarak adlandırmak doğru olur.Elbette ki günümüzde global dengelerin de kurulmasında öncülük eden güçlerin başında da Amerikan Birleşik Devletleri (ABD) bulunmaktadır.Tabi ki de bunu da destekleyenler olacak.Onlardan İngiltere ve İsrail her zaman destekliyor.Bu süreçte Amerika,Rusya’yla bazen çatışmacı olmakla birlikte,çoğu zaman da uzlaşmacı bir siyaset izliyorlar.Tabi ki burada da Avrupa’yı stepne olarak kullanıyor.
Küresel rekabetin sonucunda AABD ile gerginlik yaşaması muhtemel ülkenin Çin olacağı gözleniyor.Çin ve ABD gerginliğinin de önümüzdeki yıllarda dozunu artıracak gibi görünmektedir.Bu gerilim günümüz Suriye seyahattin de de kendisini hissettiriyor.
Öte yandan da yeniden kurulacak olan küresel dengelerin ortak noktaları Ortadoğu olduğu gerçeği de ortaya çıkmış bulunmaktadır.Tarihi bölünmüşlük ve parçalanmışlık aslında yeni dönemde Kürtlere önemli avantajlar ve fırsatlar sunuyor.İran,Irak,Suriye ve Türkiye’nin “İç Ülkesi” Kürdistan,genç dinamik 45 milyondan fazla olan ve aşan nüfusu ve özgürlük yolunda elde ettiği önemli mevzileriyle yükselen yeni bir güç olarak Ortadoğu’da kurulacak olan dengenin odağında yer almaktadır.Yeni denge Ortadoğu’da yeni Ortadoğu’da Kürdistan’da kuruluyor.Bundan öncesinde de bölgede kurulan dengelere kurban edilen Kürt halkı ilk defa bir dengenin odak noktalarında yer almaktadır ve onun üzerinden de tarih sahnesine çıkılmaktadır.
Ortadoğu’da,Küresel çağda jeopolitik önem kazanan Kürdistan asrın fırsatları ile karşı karşıya kalmış bulunmaktadır.Elbette bu sınırlarda yeni tehlikeler ve riskler de beraberinde getirmektedir.Kürt siyasetinin bir bütün olarak bunun farkında olduğu,sürecinde özelliklerinin kavradığı ve buna uygun da davrandığı gözlenmektedir ancak,Kürt halkının da tarih sahnesine çıkışlarından da rahatsızlık duyan bölge ülkelerinin,özellikle de Türkiye ve İran’ın uğursuz çabalarını da göz ardı etmemek gerekiyor.
Sonuç olarak,Ortadoğu’daki yeniden yapılanmanın merkezine de Kürdistan ve Kürtler yerleşmiştir.Böylece bütün hesaplar ve dengeler de kökten değişmiştir.Daha da değişmeye devam da edecektir.Dolayısıyla bunun farkında olmak kadar uzun soluklu ve hazırlıklı da olmak gerekmektedir.
“Mehmet KIZILKAYA”
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

YORUM EKLE