ORTADOĞU ve IŞİD

Ortadoğu da sular bir türlü durmak bilmiyor.Gün geçtikçe de yaşananlara bakılırsa pek durulacağa da benzememektedir.Ortadoğu da son iki yüzyılda kapitalist modernitenin de yarattığı ulus devlet zihniyetini Ortadoğu toplumunu içinden çıkılmayacak sorunlar yumağına çevirmekte başarılı olmuştur.Bir kanser gibi Ortadoğu toplumunun da beynine girerek bütün toplumları hareketsiz bırakıp tüketmektedir.Bugün IŞİD şahsında da Irakta ve Suriye de yaşananlar da bunun bir örneğidir.
Ulus devletin tek millet,tek bayrak,tek devlet anlayışı IŞİD ile tek mezhebe ulaşarak kan kusmaktadır.Ortadoğu’nun tarihsel toplumsal olan gerçekliğine varoluş diyalektiğine de tabansal olarak zıt olan bu anlayış bugün de IŞİD’in bayrağı haline gelmiştir.
Irak ve Şam devleti olarak kendisini nitelendiren bu terör örgütü İslam ile ne yakından ne uzaktan da asla bir alakasının olmadığı apaçıktır. Rojava Kürdistan’ında ve Suriye de ,yine Irak’ta yaptıkları katliamları,vahşice ve barbarca insanların başlarını kesmeler,savunmasız ve sivil insanları öldürmeler bunu açıkça terör örgütü ve barbar olduklarını göstermektedir.İslamın da Sünni mezhebine dayanarak'tan da bunları yapanlar ancak ve ancak insanlıkla Müslümanlıkla hiçbir alakası olmayan bu barbar ve yamyam ve kan emici örgütünün Musul'u işgal etmesiyle belli bir güce de ulaştığı anlaşılmaktadır.
2003 yılında Amerika Birleşik Devletlerinin (ABD),Saddam Hüseyin şahsında Irağa yaptığı müdahaleler sonrasında yaşanan istikrarsız durum ve Şia anlayışının sürekli olarak iktidarda tutulması ve Sünnilerin dışlanması bugün yaşanan olayların açığa çıkmasında önemli rol oynamıştır.
Kapitalist modernitenin son iki yüzyıllık Ortadoğu politikaların günümüzde de binlerce yıldır bir arada yaşamış ve inançlar,halklar,kültürler,renkler mozaiğini oluşturmuş bu bölgenin toplumunun da artık bir arada yaşamayacağı bir hale gelmesine neden olmuştur.Bunun en büyük ve en önemli nedeni de ulus devlet anlayışının da yarattığı tekçi olan zihniyetin yapılanmasıdır.Bu tür zihniyet yapılanması da bugünkü Irakta IŞİD eliyle Arap milliyetçiliğine ve Sünni mezhepçiliğine dayanmakta olan bir yapılanmaya dönüşerek başka inançlara ve halklara kan kusturmayı amaçlamaktadırlar.Dünya’nın birçok yerinde kendilerine insan örgütlenmekte İslam ve Allah adına bu insanları cihatlara sürdürmektedir.Irak’ta belli bazı şehirleri ele geçirmeleri ve Arap Sünni halkından herhangi bir olumsuz tepki görmemesi bu örgütün de Irak’tan sökülüp kesinlikle atılmasının kolay olmayacağını ve de artık Ortadoğu’nun bu örgütle yaşamaya alışmasını gerektiğini de açığa ciddi anlamda çıkarmaktadır.
Irak’ta,Rojava’da Kobani’de durumlar çok kötüdür.Irak bugünkü fiili durumuyla parçalanmıştır.Güney tarafında Şialar,Kuzeyinde Kürtler,orta alanda da şimdiler de çıkan IŞİD etkinliğini geliştirmektedirler.Irak Şam devleti olarak sadece Irak bölgesinde değil,Suriye de de savaşmaktadırlar.Özellikle Rojava Kürdistanın da Kobani’de Kürtlere karşı zalimce terör estiriyorlar.Suriye de özellikle de Türkiye'nin de politikalarına hizmet etmekte olan ve özellikle Rojava Kürdistan’ına saldıran ve Esad rejimini hedeflemekten yana olmayan IŞİD’in bundan sonrasında politikaları da değişebilir.Suriye de Arap Alevilerine ve Irak’ta Şia’lara yönelik geliştirebilecekleri saldırılarla Ortadoğu da güç dengelerinde İran ile karşı karşıya da geleceği de kaçınılmazdır.
IŞİD terör örgütü ve çeteleri Irak ordusundan ele geçirdikleri askeri teçhizatlarla daha etkili saldırılar da geliştirebilirler.Bunlar Ortadoğu da nerede ne zaman patlatacakları belli olmayan bombalarla dolu bir hal almışlardır.
Ortadoğu da ki bu gelişen olaylardan en fazla etkilenen ve ezilen halklardan birinin de Kürtler olacağı da şüphe götürmez.Kürtler kendi iç çelişkilerini az da olsa giderebilirlerse,Kürtlerin de diğer halkların da yaşadığı çelişkili olarak bilinen bölgelerde etkili bir hal alarak,Terör Örgütü IŞİD’den gelebilecek tüm saldırılara karşı burada yaşayan halklarını savunabilirler.Eğer ki IŞİD’in bu bölgelere de yönelik çok yoğun ve sürekli saldırıları olursa o zaman çok farklı bir alternatif kalmayacaktır.
Burada Kürdistan da ki tüm güçlerin de ortak bir yapı ve anlayışla demokratik ulusal birliklerini esas alarak buralarda yaşayan hakların da savunulması için başta savunma gücü olmak üzere her alanda ortaklaşabilecekleri bir pratiğe ve zihniyete ulaşmaları gerekmektedir.
Bu anlamda KCK VE YPG de bu konuda açık olduklarını da ve gerekenleri yapmaya hazır olduklarını da yaptıkları çalışmalar ile kamuoyuna da deklare etmişlerdir.Tabi ki bütün diğer Kürdistan güçlerinin de bu çağrılara olumlu cevap vermekte olup bu konuda üzerilerine düşenlerinin yapmalarını önemle vurgulamaktadırlar.Bir çok Kürt bölgesi IŞİD tehdidi altında bulunmaktadır.
Yaşananlardan da  öyle anlaşılıyor ki kapitalist modernitenin ve Ortadoğu bölgesindeki devletlerinin politikalarını boşa çıkarmanın da en etkili yolu da Demokratik Ulus anlayışı ile inançların,kültürlerin,etniklikler'in (etnisite) bir arada yaşayabilecekleri bir sistemi oluşturmaktadır.
Bütün inançları ve halklarını kucaklayan özgürlükçü ve demokratik bir yaşam anlayışını yaşamsallaştırma mücadelesini yürütmektedir.IŞİD ve buna benzer terör ve barbar terör örgütleriyle mücadele yürütülmenin en etkili yolu da buradan geçmektedir.
Kan dökülmeyen bir Ortadoğu olması temennisi ile....
Esen kalın 
 
“Mehmet Kızılkaya”                                 17.07.2014

YORUM EKLE