Körfez'den Akdeniz'e İşid Hareketleri


Ortadoğu’da Mezopotamya’da Körfezlerden Akdeniz’e güneşler batıyor ve tekrardan doğuyor; ama gerçek olan şudur ki,İslam milletinin kurtuluşu ve dirilişi üzerine doğmakla olup fakat batmakla olmuyor.İslam milletinin dirilişleri ve kurtuluşları her zaman olduğu gibi tekrar  tekrar erteleniyor. Ortadoğu’nun İslam Ülkelerinde her zaman batılıların işgalleri sürüyor ve  gittikçe daha da artmaktadır.Kendisine verilen tabiatın en güzelini ve işleyiş özelliği gereğini,bu lanetlenmiş süreci de devam ettirmektedir.
Yıllar  öncesine baktığımızda Afganistan’dan Rusya’nın çıkartılmasından sonra ki çıkan olayları iyi hatırlamamız gerekmektedir.Mücahit olarak isimlendirilen gruplar kısa süre içerisinde birbirleriyle iktidar mücadelelerine girişmişlerdir.Kaosların ve kargaşaların ortamında bulunan Afganistan da ki Afgan halkı savrulduğu günlerde Taliban gruplarının ortaya çıkması ve ya çıkarılması ortaya çıktı.Taliban’ın bu şekilde kısa sürede yönetimin hepsini ele geçirdi.İç savaştan bunalan Afgan halkının Taliban’ı kurtarıcı olarak görmüştür.Afgan halkının Taliban’a karşı bir takım çekincelerle baksa bile bu iç savaşın düzelmesi ve normalleşme olması insanlar için birer umuttu.Taliban’ın umut oluşu zaman içerisinde ki yaptıkları uygulamalarıyla korkutulan otoriteye dönüşmekte gecikmemişti.Aslında Taliban’ın gücünü orada ortaya çıkaran güçleri bunun zeminini yıllar öncesinde hazırlamışlardı.Senaryoyu yazanların rolleri de dağıtılmış bir şekilde oyuncularını sahaya sürmüşler sadece perdelerin kapanmasını,oyunlarının bitmesini beklemişlerdir.İçten içe gözden düşürülüp Taliban’dan dıştan gözden düşürülüp Taliban’a dönüşüm başlamıştır.Tabi ki de artık düşmanın da kimin belli olduğu öğrenilmiştir.
Senaristlerde oyunlara müdahil olmakla beraber oyunlar bitiyor.
Kısa bir süre içerisinde başarıya ulaşan Taliban ve birliklerinin ne oldu da kısa sürede başarısız oldu.Taliban’ın da tabandakilerden aldığı destek yoktu.İslam coğrafyalarında sosyolojik desteği olmayan Taliban’ın bugün esamesi de okunmayan örgütlerin içine girerek sahnelerden çekilmek zorunda kalmıştır.
Evet !
Bugün aynı oyunları şuan da Irak bölgesinde görmekteyiz.Siyasi hareketlerin ne kadar silahlara sahip oldukları,ne kadar askeri güçlere sahip oldukları ve de ne kadar modern silahlara sahip olduklarının önemi yoktur.
IŞİD ‘in geçmişte Taliban’ın Afganistan’da oynadığı rollerinin aynısını bugün Irak’ta üstlenmiş bulunmaktadır. IŞİD başarılı olur veya olmaz.Bunlar Irak topraklarına hakim olmak için yola çıkmışlar.Şu an ki yarattıkları psikolojik havanın bunun da sağlamasında en etkili nedenidir.
Ortadoğu’da ortaya çıkan IŞİD,sonrası nasıl tanzim edilecektir?
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) bu bölgelere daha rahat bir şekilde girip çıkacaktır ve yerleşecektir.Tabi ki bu bölgeye yerleşmek veya girip çıkmakla kalmayacaktır.Bölgenin tüm enerji kaynaklarını kendi istedikleri şekillerde yönlendirme imkanlarına fazlasıyla sahip olacaklardır.Bunların en büyük senaryosu da Basra körfezinden başlayarak Akdeniz’e kadar uzanan tüm çizgilerin  kontrolü Amerikan’ın olacaktır.Burada da Ortadoğu’da ki en önemli ülkelerin yani Irağın,İran’ın ve Türkiye yönetimlerinin devre dışı kalmaları demektir.Ortadoğu’nun Bölgesel gücü olmaya aday olan İran ve Türkiye burada saf dışı kalmaktadırlar.Buralarda ki enerji kontrolleri ellerinden çıkmakla kalmayıp,Mevcut olan iktidarlarını korumakta da zorlanmaya başlayacaklardır.
Ortadoğu bölgeleri yıllardan beri istikrarsızlıklarla boğuşmaktadırlar.En büyük sorunda milliyetçi temelde olmasıdır.Bu sorunun da yanına mezhep çatışmaları da eklenmektedir.Bölge Sünnilerin ve Şiilerin mezhep çatışmalarına dönüşmektedir.Tabi ki de burada IŞİD Sünni kanatta liderliklerini oynamaktadırlar.Şii gruplarda kısa sürede bu oyunlara daha şiddetli bir şekilde dahil olacaklardır.Yüzyıllardan beri yaşanmayan çatışmaların Ortadoğu bölgesinin istikrarsızlığına daha fazla istikrarsızlık katmaktan başka hiçbir neticeyi getirmeyecektir.
Kuzey Irak Kürt bölgesi,Irak,İran ve Türkiye bölgeleri ve Lübnan’da ki Hizbullah’ı kaybetmeye adaydır.Hepsi ayrı ayrı kendi içinde kaybedeceklerdir.Ülkelerin ve bölgelerinin liderliklerine oynamaya kalkışmak,liderlikleri ile birlikte ekonomik ve siyasi güçlerini de kaybetmeye mahkum olacaklardır.
Siyonist İsrail’de bu anlamda her zamankinden daha fazla bir rahatlığa gelmiştir.Düne kadar İsrail’e karşı mücadele nedeni ile bayraklaştırılan Lübnan da ki Hizbullah’ı taban desteğini kaybetmektedir.Büyük şeytan olan Amerika diye çığlık atan ve haykıran İran,bugün en büyük şeytanların oyunlarına gelmiş bulunmaktadır.Bununla birlikte Ortadoğu bölgesinde oluşturulacak olan IŞİD devletini Körfez devletlerinden başlayarak Akdeniz’e kadar uzanan koridorun hakimi olurken Siyonist İsrail’in güvenliğini de sağlayan devlete dönüşmeye adaydır.
Bu konuda Suudi Arabistan rejimi de bundan ötürü rahattır.En azından kendi ülkesinde rejimini tehdit eden tüm hareketlerden kurtulacaktır.Amerika Birleşik Devletleri’nin bölgede ki emniyet subabı görevlerini daha iyi bir şekilde organize edebilme imkanlarına kavuşacaklardır.Bu anlamda Suudi Arabistan rejimi rahat,halkı berbat ve bedbaht olmaya aday olmuşlardır.
Ortadoğu’da bulunan tüm bölgelere baktığımızda IŞİD’in hakimiyet bölgelerine dikkatli bakınca özellikle su ve petrol kaynaklara sahip olunduğu görülmektedir.Burada da şöyle bir sonuç ortaya çıkmaktadır.Petrol ve su savaşları diyebiliriz. Ortadoğu bölgesinde oluşturulacak olan yapay devletin bu kaynakların da kimlere peşkeş çekeceği söylemeye gerek duyulmamaktadır.
Ortadoğu Bölgesinde bu oyunları bozmanın yollarını aramakta geç kalınmamalıdır.Bu oyunları Kürtler,Türkiye,Sünni,Şiiler ve İran işbirliği ile çözülebilir.İttihad-ı İslam'ın tek çözüm yolu olduğu anlamına gelmektedir.Saydığımız ülkelerin bir olup,kendi ekollerinin içinde birliği sağlayamayan Müslüman cemaatler(ülkeler) ve gruplar,İttihad-ı İslam'a giden tüm adımları atmakta aceleci bir şekilde davranmak zorundadırlar.İttihad-ı İslam'a gidecek olan tüm yollara adımlar atılması zorundadırlar.Eski Tarihlerden gelen tüm sorunlara problemlere set çekilip yeniden yeni yapılanmalara acilen gitmek zorundalar.
Bütün bu olumlu olan adımlar atılması varken kalkıp kafirlerden Yahudilerden yardım beklemek yerine,özlerine dönmüş İslam alemi,yeniden dirilişlerini gerçekleştirmek zorundadırlar. Bediüzzaman'ın söylediği gibi; “Bizler ferec ve ferah , sürur ve fütuhat olanı isteriz;ama kafirlerin silahlarıyla kılıçlarıyla değil ! Kafirlerin kılıçları başlarını yesin;kılıçlarından Müslüman halkına gelen fayda bizlere lazım değildir."
İslam Aleminin zaferlerin,ferah sürur ve fütuhat’ı yine de İslam Aleminin Muhammed Ümmeti’nin kendilerine dönmeleri ile mümkündür.Bugünlerin de yakın olduğuna İslam Tarihi de şahittir.
Bunlar  kendi kendine olmayacaktır.Bu zaferleri bizler Müslümanlar,belki fazlasıyla büyük acı ve çileler çekerek  başaracağız.Ruhlarımızla,kafalarımız ile büyük mücadeleler vererek,bütün var gücümüzle,Biz Müslümanlar hep birlikte başaracağız.
“Mehmet Kızılkaya”
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

YORUM EKLE