GEZİ’NİN YILDÖNÜMÜ

Taksim Dayanışması Gezi Parkı eylemlerinin 1.Yıl dönümü 31 Mayıs’ta Taksim Meydanında olacaklarını açıkladı.
Türkiye'nin sınırlarına baktığımızda bu devletin topraklarında yaşayan herkesin birazcıkta olsa hayatını değiştiren Gezi olaylarının yıl dönümüne günler kala,yukarılardan bulutların arasından korku yağmuru görünmeye başladı.
Yakında her yerde olan olayların geçirdiğimiz bir yılın izlerinin anıları tazelemek  yazılarını görmek için sunulan yaşanmışlıkları görmeye başlayacağız büyük olasılıkla.
Evet  arkadaşlar herkes gibi benim de diğerinin de şunun da bunun da hayatı değişti. Evet arkadaşlar tutuklanmadım dayak yemedim,evladımı kardeşimi kaybetmedim.En fazla gaz yedim gezi’de,taksimde,başiktaş’ta.Hayatımızı değiştiren şeyler daha politize olmamız ve daha önce ki normal karşıladığımız birçok şeyin de başka insanların hayatında anormal olduğunu da görmemize sebep oldu.80’li yıllarda olan ergenliğe adım atan genç kuşağımız tamamen apolitize edilmiştiler.Sanırım bu da biraz da zorunluluktandı bu,aileler fazlasıyla acı çekmişlerdi o zamanlarda.Ülke de sağcılar solcular olarak bölünmüşlük oluşmuştu.Bizlerde o zamanlar hiçbir şeyi sormadan sorgulamadan büyüdük.Şimdi de baktığımız zaman ülkede bölünmenin ve ayrımcılığın sonunun olmadığını görmekteyiz.Bizler bölüne bölüne amip boyutunda kaldık.Gezi’de soma da ve başka zamanlar da  “biz” olmayı öğrenmişken tekrardan son zamanlarda “bir” olduk.
Bu alanlarda çalışma yapanlar okuyanlar aslında bizlerin birliğe doğru gitmeye çalıştığımızı bilirler.Bu birliğin içinde hepimizin aynı eşit boyutta olduğu düşüncesini barındırır,ben de olan ne varsa karşımızdakinde de o vardır.Bu yüzden hiçbirimiz birbirimizden farklı değiliz,hepimiz sadece bir bütünün parçalarıyız.Ama şöyle bir şey var ki,Şu anda içinde bulunduğumuz Türkiye şartlarında bölünme o kadar çoğalmış durumda ki,bir olmak gerçekten de anlam değişirdi,birey olarak “Var olmak” olarak anlaşılıyor artık.
Gezi’de el ele vermiş doğa için, özgürlüğü için ve sadece yaşarken yaşamın tadına varmak için orada bulunanlar ayrımcılık konusunda bir yarışa girmişlerdi sanki.
Şöyle bir şey var ki, Benim gibi mi, benim gibi değil, Bizden mi, bizden değil, Başı açık mı, kapalı mı?
Türk, Kürt, Ermeni, Rum, Çerkez, Arnavut, Süryani, Alevi, Sünni
Sokakta Evinde
Eylemci Eyleme katılmayan
Şunu da unutmamamız gerekiyor. Her düşüncemiz başkaları tarafından kabul görmek zorunda değildir. Bizlerde herkesin düşüncelerini kabul etmek gibi zorunluluğumuz yok zaten.Hepimiz birbirimizin aynısı olsaydık,bu hayatta ne öğrenebilirdik ki?Kesinlikle farklılıklarımız olacak,ama öncelikli olarak birbirimize saygı duymayı öğrenmemiz gerekir.Herkesi kendi yaşadığımız şartlar içinde değerlendirmemiz gerekmektedir.Hepimizin bilinç düzeyi aynı olacak diye bir şey yoktur.Herkesin bilinç düzeyi aynı olamaz.Herkesi olduğu gibi kabul etmek insanları öfkelenmekten korur.Tabi ki insan öfkelenmediği zaman da iletişim daha kolay ve daha basit bir hal alır.Dinlemeyi bilmek gereklidir,Dinlemek kadar da duymak da çok önemlidir.Gezi olayları bizlere bunların farkını fazlasıyla gösterdi.Bizler ayrımcılığı çok gördük bu ülkede,Ayrımcılık çok kolaydır.İnsanı rahat bir hayata sürükler.Bizim gibi düşünmeyen insanları hayatımızdan çıkarırsak bir şeyler için çaba göstermeme gerek kalmaz.Kimselere kendimizi anlatmamıza gerek kalmaz.Değişmemize de gerek kalmaz.Bugün neysek yıllar sonra da böyle olacağımızın garantisidir,kendim gibi olan insanlarla birliktelik kurmak.Ama bizim gibi olmayan insanlarla birlikte olmak bir renktir,kıvılcımdır,hayat ateşimizi körükleyen,bizlere enerji veren.Neden bizler bunları sevgiyle yaşamayalım?Ne olacak sanki yanım da Kürt varsa,Türk varsa yada Alevi varsa?Onlar sadece bir Kürt aileden doğdu yada Alevi ailede doğdu diye neden onu ayırıyorum kendimden?
Peki sorarım ya hepimiz bu sınırların dışında doğmuş olsaydık, ne olacaktı o zaman?
Bu ayrımcılık aslında Türkiye de yaşayan bazı kafatasçı insanlarda “nerelisin” sorusu sorulduğu süre içerisinde hep öle olacaktır. Belki de bu soruyu bırakmak bile bu ülkeyi daha çok yaşanılır bir yer kapmaya yeterdir.
Maalesef ki gezi’ye gidenlerin yaptığı bir ayrımcılıkta vardı.
Ben çok gaz yedim ama sen gaz bile yemedin. Ben daha çok sokaktaydım. Ben bunu yaptım ama sen onu yaptın vb.
Neden sadece kendi yaptıklarımıza odaklanıp başkalarının yaptıklarına saygı göstermiyoruz ki?
Herkesi olduğu gibi neden kabul etmiyoruz? Gezideydik, o zaman empati’yi de öğrenmiş olmalıyız birazcıkta olsa değil mi?
Evet şunu da yazamadan duramayacağım.
Birimiz sokakta gaz yer, belki de yapabildiği odur.Diğerimiz gaz yemez,ama belki gider kimsesiz çocukları sevindirir,belki para toplar kitaplar çıkartır,bir diğeri sadece sokaktan geçene birine yardım eder,belki biri de sinirli olduğu halde sokakta asla kavga etmeden rahatça evine gitmeyi başarabilir.
Hepimizin bu ülke için insanlarımız için topraklarımız için yapabilecek bir şeyleri vardır. Önemli olan birbirimizi kabul etmemiz, önemli olan haklarımıza sahip çıkmamız ve birlikte yükselebilmemizdir.
“Biz şahsi hiçbir çıkar gözetmeden halkımızın bağımsızlığı ve mutluluğu için savaştık !”
“Emperyalizme ağalığa karşı nerde mücadele varsa benim devrimci olarak görevim orda olmaktır!”.
" Mehmet Kızılkaya"

YORUM EKLE