Filistin’e Yapılan Zulüm

Birinci Dünya Savaşı ile beraber,Osmanlının ve diğer güçlü devletlerin   hakimiyetlerinden çıkan Filistin,bu dönemlerden sonrasında asla bir daha ne huzura ne de barışa kavuştu.Asırlardır binlerce masum insan Siyonist İsrail terörünün,kıyımlarının işkencelerinin ve katliamlarının sonucunda hayatlarını kaybettiler.Binlerce insan evsiz barkız ve sakat kaldılar.Hiçbir suçu olmayan milyonlarca Filistinli kendi evlerinden yurtlarından başka yerlere sürülüp,mülteci kampların içinde,sefalet ve açlık sınırında yaşamlarına mahkum edildiler.
Tüm dünyanın gözleri önünde devam etmekte olan bu zulümler gerçek ve kalıcı bir çözüm getirebilmesi ve aynı zamanda bölgede büyük hasretlerle beklenen barışın da inşa edebilmesi için bugüne kadar yapılan tüm girişimler hepte başarısızlıkla neticelenmiştir.Batılı devletlerinin gözetimlerinde yapılan suni barış süreçlerinin ,Siyonist İsrail’e yeni katliamlar yapması için zaman kazandırmaktan başka hiçbir işe yaramadığı da zaman içerisinde ortaya çıktığını biliyoruz.
Ortadoğu’nun Filistin’in de yaşanan olayların da bir Arap-İsrail Savaşı’ndan çok daha öte anlamlarla ifade etmek mümkündür.Ortadoğu’nun Filistin’in de haklarını ve topraklarını işgalci Siyonist İsrail güçleri tarafından zorla gasp edilmiş olup,Müslüman halkın da var olma mücadelesi vardır.Siyonist İsrail’in gasp ettikleri topraklar İslam’a göre de kutsal mekanların bulunduğu en güzel topraklardır.Müslüman aleminin ilk kıblesi olan ve de Peygamber Efendimiz (MUHAMMED MUSTAFA) (S.A.V) in mucizevi “ Miraç” yolculuğunun da gerçekleştirdiği Kudüs,Müslüman alemi açısından da Filistin’i bir kez daha önemli kılmaktadır.Ortadoğu’nun Filistin’i sadece Müslümanlar ve Yahudiler için değil,aynı zaman da Hıristiyanlar için de kutsal bir yerdir.Bu sebeple Kutsal Filistin topraklarını özellikle Kudüs’ü sadece bir dinin hakimiyeti altında tutup barındırmaya çalışmak,sadece bir dinin mensuplarına varlık hakkı tanımaya kalkışmakta büyük bir yanılgı içerisine girmek demektir.Ortadoğu Filistin’i her üç ilahi olan dinin mensuplarının da beraber,huzur içinde yaşayabilecekleri,kendi ibadetlerini diledikleri şekilde yerine getirebilecekleri kutsal bir toprak olmalıdır.
Bugün Filistin’de İsrail’in yaptığı şeylerle iki toplum arasında acımasızca bir mücadele devam etmektedir.Diğer yandan da Siyonist,Terörist,Acımasız ve de tam teçhizatlı İsrail ordusu Filistin halkına karşı topyekun bir imha operasyonu yürütmektedir.Mevcut sorunların da şiddete başvurarak çözmeye çalışmanın ne kadar büyük bir hata ve sorun olduğunu hep birlikte görmekteyiz.
Ortadoğu’nun Filistin’in de ve bu aşamalarda da göz ardı edilmemesi gereken önemli gerçeklerden de kaçınılmaması lazım.O da Müslüman Filistin halkının tüm dünyanın gözleri önünde ezilip öldürülüp zulümler görmekte olduklarıdır.Filistin’de binlerce sivil halkın her gün her saniye tam teçhizatlı Siyonist İsrail askerlerinin kurşunlarına hedef olup,milyonlarca Filistin halkı onlarca yıldır mülteci kamplarında açlık ve sefalet içinde yaşamaktadırlar.Kadın ve çocukların da dahil binlerce Müslüman İsrail hapishanelerinde her türlü işkencelere maruz kalırken,Allah’a inanan ve de ahiret gününün hesabından korkan her Müslüman’ın yerine getirmesi gereken çok büyük yükümlülüklerin olduğunu bilmemiz lazımdır.Bu yükümlülüklerin de en başında,yeryüzünde yaşanan her türlü adaletsizliğin ve haksızlığın temelini oluşturan dinsizlik ile fikri alanda gereği gibi mücadele etmek geldiğini düşünüyorum.
Filistin’de yaşayanlar ve topraklarını terk etmemek için büyük mücadeleler veren binlerce hatta milyonlarca zayıf bırakılmış insanların mücadelesi,tüm şiddeti ile devam ediyor olacaktır.Siyonist işgalci İsrail kuvvetleri Filistin kentlerini mülteci kamplarını veya hastaneleri sağlık ocaklarını su depolarını kanalizasyonlarını bombalıyor olacaktır.Çocukların okullarına helikopterlerden savaş uçaklarından atılan bomba ve açtıkları ateş altında gidiyor olacaklar.Filistin’in Gazze’nin,Batı Şeria’nın,Doğu Kudüs’ün herhangi bir yerinde ve noktasında,herhangi bir köşesinde Filistinliler ,”Müslüman” oldukları için,baskı ve zulüm görüyor olacaktırlar.Ama Filistin halkı bu mukaddes topraklardan asla vazgeçmeyecekler.
Bu sebeple vicdan sahibi her insanların bu durumları gözler önünde bulundurmaları gerekmektedirler.Bu acımasızlıkların ve zulümlerin haberlerini her gün her saat televizyonlardan izliyorken hiçbir şey yokmuş gibi hayatımıza yaşamamıza devam etmenin sorumluluğu kuşkusuz ki çok büyük olacaktır.
Nitekim ki Kuran-ı Kerim de “Allah vicdanının sesini dinleyenlere ve iman edenlere bu sorumluluğunu hatırlatmakta ve zayıf bırakılmış olanlar için de mücadele etmeleri gerektiğini de bildirmektedir.
Kuran-ı Kerim’in Nisa Suresinde;Sizlere ne oluyor ki,Allah yolunda ve ‘Rabbimiz bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar,bize katından bir veli gönder,bize katından bir yardım eden yolla’ diyen erkekler,kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz?
(Al-i İmran Suresi,104) ayetiyle bildiriliyor.Bu emri bilenler ve zulüm gören insanların yardımına koşmak isteyenlerin üzerlerine düşen sorumluluklar ise “Sizden,hayra çağıran,iyiliği emreden ve kötülükten sakındıran bir topluluk bulunsun.Kurtuluşa erenler işte bunlardır.
Siyonist İsrailsiz bir Ortadoğu olma umuduyla…
Esen Kalın…
“Mehmet Kızılkaya”                                                                  22.07.2014
(Elektrik-Elektronik Mühendisi ve Yazar)

YORUM EKLE