BİR ŞEHİRDE DÖRT GARİP SERÇE

4.BÖLÜM
Artık Mardin de idik. Garaja girince dolmuş asfalt resmen erimişti. Elimize valiz ben annem ve kardeşim bir köşede beklerken. Babam adres sormak için karşı bulunan bir bakkala girmiş idi. Yukarıdan asılı vantilatörün gölge oyunları uzaktan gözükmekte idi. Babam terini silerek gideceğimiz adrese doğru gitmemizi gerektiren komutu çoktan vermişti. Kentin güneybatısındaki tepelerin olduğu uzun bir yokuştan aşağıda doğru iniyor idik. Sonradan öğrendik ya gittiğimiz yer trafonun alt tarafında Kasım iye Medresesi  yoluna doğru gitmekte idik. Babamın arkadaşının kaldığı yere doğru gidiyorduk. Eşyalarımız gelene kadar bizde babamın iş arkadaşının evinde kalacaktık. Anahtarı ev sahibine bırakmıştı oradan alacaktık. Yol tamamı ile yokuştu kalabalık bir çocuk grubu vardı oynayan birbirine yabancı gözlerle baktığımız nereden bilirdik sonra sağlam dostluklar kuracaktık. Her evin önünde kubbeli fırınlar vardı. Her bir fırının önünde birkaç kadın ekmekleri pişirmekte idiler. Dil bilmiyorduk bilmiyorlardı ama gözler her şeyi anlatmakta idi. Paylaşılan ekmek değildi aslında dostluktu hoş geldin ikramı idi bizimle büyük bir grubu ile. Dostluğun temellerini sıcacık bir parça ekmek başarmıştı. Gözlerle edilen teşekkürlere rağmen. Biz evi bulmuştuk bulmasına ama Evin sahibi köyüne gitmişti dolayısı ile anahtar da. Dışarıda kalmıştık anlaşılan otel var mıydı? Ama bir az önce ekmeğini paylaşanlar şimdi evlerinin kapılarını açmışlardı bize. Biz onlara göre gariptik. Aslında doğru koça bir şehirde dört kişi dört garip serçe.
DEVAMI HAFTAYA

YORUM EKLE